Aşk Yolunda Adım Adım - Ceyda-Emrah Altuntecim


- Yürüyelim Ceyda! 
 Ceyda bir an beklemeden cevap verir: 
- Yürüyelim! - Uzaklara, çok uzaklara yürüyelim! Hiç bitmeyecek bir yolda yürüyelim… - Yürüyelim ama nereye yürüyelim? 
- Bilmiyorum Ceyda… Ama çok uzaklara yürüyelim!

Heyecan içinde yüreğimin titrediğini hatırlıyorum. Saçlarımdan, sırtımdan ayak uçlarıma kadar tüm vücudumu saran bir cevap o an Ceyda’nın dudaklarından tek tek döküldü: 
- Hz. Mevlana'ya yürüyelim... 

Bir bardağı, okyanusa sığdıramayacağımız gibi bende bu kitapla ilgili duygularımı kelimelere sığdıramıyorum. Bu yüzdendir ki yazıma, kitabın sahibi iki güzel insanın diyaloglarıyla başladım. Ceyda ve Emrah Altuntecim… Özgeçmişlerini size kısaca özetlemek bana saçma geliyor, çünkü okuyacaklarınızla yeniden doğmuşlar zaten. Ve bu iki âşık ne mi yapmış?
Yürümüşler… 
Aşka adım atmışlar…
Aşka, aşığa yakışır şekilde varmışlar… 

İstanbul’dan Konya’ya, yani Mevlana’ya 49 günde elbiseleri de bedenleri de yıpranarak, toza çamura batarak, sadece yola başlarken dedikleri iki kelimeliyle yürümüşler: Bismillah! 
Şaka yaptığımı düşünmemeniz için, size web sitelerini incelemenizi öneririm: www.askyolundaadimadim.com 

Kitabin içeriğine ve kendi düşüncelerime gelmeden önce, size bu yolla nasıl tanıştığımı anlatayım. Yurtdışında yasayan Türkler bilirler –ben de gayet az bir zaman önce öğrendim- kitap almanın en önemli yollarından biri de kermeslerdir. Yurdundan göç etmiş kuş misali ben ve ailem de akın ettik tabi o günkü kermese… Sanırım 2011 yılının ilkbaharıydı. Kitapları heyecanla incelerken birden gözlerim leylak ve pembe rengin birleştiği pek de kalın olmayan bir kitaba kilitlendi : “Aşk Yolunda Adım Adım” 

Kendi kendime bu yolun yalnızca manevi bir yoldan oluştuğunu, hayatın “adım”larından bahsettiğini falan düşünmüştüm. Ama dikkatlice bakınca, kitabin sağ üst köşesinde yürüyen iki yolcuyu gördüm. “Yok, artık!” dememle, kitabi almam bir oldu. “Gerisi Allah Kerim” dedim içimden. Öyle de oldu. 
Kitap iki kişilik, iki yazarının oluşundan anladığımız gibi. Ama genelde Emrah Altunecim’in kaleminden dinliyoruz yolculuğu. Hem bir gezi hem de bir roman tadında her şey… Bölüm başlarında ve anlattıkları çeşitli olaylardan sonra Mesnevi’den alıntılar koymuşlar. Bence bu gayet ince bir hareket olmuş. Çünkü kitabi okuyanlar bilir, okumadıysanız da anlayacaksınız, yolculuk sırasında yolunda yürüdükleri Muhammed Mevlana’yı hep gönüllerinde ve yanlarında hissediyorlar. Buna kanıt olarak, 49 gün içinde yaşadıkları yeter diye düşünüyorum. Hikâyeleri Mevlana’nın günümüze uzanan soyunun temsilcilerinden Esin Celebi Bayru Hanımefendi’nin verdiği gülle başlayıp, güllerin sahibine kavuşmasıyla son buluyor. Allah’ın rahmetinin üzerlerinde olması, aldıkları dualar ve gönüllerindeki derin aşkla yanlarındayken adımlar aşka yaklaştıkça çile çoğalıyor. 3 saat yürümeye dahi zor dayanan ben, 49 gün yürüdüğümü düşünüyorum da… Bunun için gönül gerek diyorum. Okurken hem İstanbul-Konya arası tarihi, geçmişi ve âşıkların adımlarını kokluyor hem de siz kendiniz o yolları adımlıyorsunuz. Yolcularımızın konakladığı evlerde, köylerde insanlarla sohbete dalıyorsunuz. Belki de dinlerken, yorgunluktan uyuyakalıyorsunuz :) 

Duraklar, gerçekler, ikramlar, hikmetli olaylar, karanlık ve soğuk geceler, kederin açığa çıktığı gündüzler, zayıf bedenlerin içinde derin kalpler… 
Yollar, yollar, yine yollar… 

Etkileyici ve gerçek bir yolculuğun 3. kişisi olmak istiyorsanız, Aşk Yolunda Adım Adım sizin için biçilmiş kaftan… Ve eğer 3. kişi değil de başrollerde olmak istiyorsanız, kitabin sonunda ayrıntılı olarak yanınıza alacağınız malzemelerin ve tavsiyelerin listesi var, cidden soyluyorum, düşünülebilir. 

Yolculuk ve aşk severler, buyurun bu kitap sizi bekler. 

Kitaptan ufak bir alıntı: 

“Sabah erkenden güne başlamanın bereketi üzerine çok şey söylenir. Gerçekten erken kalkmanın faydaları saymakla bitmez. Özellikle seyahat edenler için güne erken başlamak mükemmel bir başlangıç olabilir… Afet, güne erken başlayacağımızı biliyor olacak ki mükellef bir kahvaltı hazırlamış. Yine bir siniyi rengârenk gıdalarla donatmış. Bir yandan da müzik çalardan neşe dolu bir ilahi kulağımızı okşuyor. Uykumuzu aldık ve ilk iki günün yorgunluğunu üzerimizden attık. Ayaklarımız gayet iyi durumda. Parmak uçlarımızda hafif bir sızı hala var gibi ama bu ayakların pişmesi de başka türlü mümkün olmayacak, bunu baştan kabullendik. Bir buçuk ay boyunca günde bazen 20, bazen 25, bazense 30 ve üzeri kilometre yol kat etmeyi planlıyoruz. Dolayısıyla ilk iki hafta bedenin her azasının bu devamlılık arz eden sürece alışması, uyumlu ve kuvvetli bir hale gelmesi gerekiyor. Hayatı boyunca bu kadar uzun bir yolu yürümemiş kişiler için alışmak daha uzun bir zamanda alabilir elbet. Ancak bu yürüyüş manevi bir motivasyon kaynağına sahip olmasaydı, birkaç gün içinde son bulması sürpriz olmazdı herhalde.” 
S.39–40, Aşk Yolunda Adım Adım, Ceyda-Emrah Altunecim, Timaş Yayınları, 2009 

Tanıtım Videosu :

5 Yorum:

  1. Okuma listeme hemen ekliyorum. İlgimi çekti. Tez zamanda okurum ben bunu. Ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
  2. okunacaklar listesine eklendi :)

    YanıtlaSil
  3. :)Bence de eklemelisiniz cunku buna deger...
    Begendiyseniz ne mutlu .

    YanıtlaSil
  4. Merhabalar,

    Kur'an-ı Kerim bu gecede inmeye başladığı için bu gece, gecelerin en feyizlisidir ve bin aydan daha hayırlıdır.

    Meleklerin ve Namus-u Ekber'in Allah'ın izniyle her türlü iş için yeryüzüne indiği Kadir Gecenizi kutlar, tüm insanlığın hayrına vesile olmasını dilerim.

    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun efendim, muhabbetlerimle.

    YanıtlaSil
  5. Merhaba,
    Allah razi olsun Recep Bey.
    Guzel dualariniz icin tesekkur ederim.
    Selam ve dua..

    YanıtlaSil

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.