Aşka Adanmış Bir Ömür: Hz. Hatice - Nurdan Damla


Nurdan Damla, çocuklar ve anneleri tarafından çok tanınan bir isim.
Açıkçası öz geçmişine baktığımda; masallar yazan, çocuklara Hz. Peygamberi sevdirmeye çalışan, muhtemelen çocuk ruhundan anlayan biri, romandan anlar mı diye kuruntuya kapılmıştım. Ama yanılmışım. Gerek "Erguvan Renkli Gönlüm" adlı şiir kitabına, gerekse bu kitaba gösterdiği 10 yıllık bir emekten dolayı saygı duymamız gereken bir insanmış Nurdan Damla.
*
Kimseciklerin yazmaya cesaret etmediği, hakkında pek bilgi olmayan, yazanların da çok az olduğu bir insan Hz. Hatice (r.a)...
Ve Nurdan Damla'nın onu yazmak için verdiği emek, derin uslup ve aşk-i Muhammed.
Daha ilk bölümünde, kendinizi birden hiç bilmediğiniz Mekke sokaklarında, Hz. Hatice'nin konağında buluyorsunuz.
Hele ki kitapta, Hz. Hatice'nin, kervanın başında gönderdiği Hz. Peygamber'i beklediği bir 90 günün olması.. Ve bu 90 günde O'nsuz geçen ve O'nu bekleyen Hatice'leri tanımak bambaşka..
Ha birde aşkını..
O derin aşkını...

"Muhammed..
 Muhammed..
 Muhabbet"

diyebilmesi bile adına "aşk " dediklerimizin yanına alem alem yükseliyor.

Doğrusu bu kitabı alma nedenim, Hz. Hatice'ye özel bir ilgimden dolayı idi. Hem merak, hem de Sevgili'nin sevgilisini bilme-anlama ihtiyacı, kitabı almama neden olan bir diğer etkendi. Yaklaşık 1 sene önceydi sanırım. Bu süre içinde en az 4 kere okuyup ağladığımı...
Hz. Peygamber'i (s.a.v) 3. şahıs gözüyle inceleyen kitapların bakış açılarını karşılaştırdığımı...
Aşka, aşkın gözünden bakmayı öğrendiğimi kimse bilmedi.

Şöyle ki:
Önce aşık olup, beklediğiniz Peygamberin aşkıyla yanıyorsunuz.
Ümmü Gülsüm'ün, Rukiyye'nin, Zeyneb'in annesi olup onları gelin ediyorsunuz.
Damatlarınızın aşkına şahit oluyorsunuz.
Hira'ya yemek götürüp, Cebrail selamı alıyorsunuz.
Kısacası "Hatice" oluyorsunuz ötesi var mı?

Resulullah'ın (s.a.v) vefalısı, sevdiği, bekleyeni...
Gözlerine bakabileni.
Çocuklarının annesi...

Yazar, kitabı 3. şahıs gözüyle, Hatice'nin omzunda bir güvercin olup yazmasına rağmen, insan, kendini "O" zannediyor. Hakikaten böylesi güzel bir üslubu böylesine özel bir insanla keşfetmek çok özeldi.
Tüm bunların yanında; Arap kültürünü, yemek zevklerini ve renkli kumaşlarını tanıyorsunuz. O dönemlerdeki ekonomik, ticari ve kültürel durumu izleme şansınız oluyor. Hz. Hatice'nin kendi öz zevkini, gümüş ve kaliteyi takılarında dahi gösterdiğini öğreniyorsunuz. Birbirinden farklı hayatlara sahip arkadaşlarının dahi durumlarını tahlil edebiliyorsunuz.

Ve en önemlisi, yine söylüyorum : Sevgililer Sevgilisi Resulullah'a (s.a.v), sevgilisinin gözünden bakıyorsunuz.

Ben kendi şahsıma, kitabı hiç bırakmak istemedim. Ağladığımı, itiraf etmem gerek. Hem de haberim dahi olmadan.. Genç kızlara, orta yaşlılara, yaşını başını almışlara, kısacası herkesciklere tavsiye ediyoruz kitabı. :)

Kitaptan Ufak Bir Alıntı :

"Rabbim!" dedi Hatice. "Halimi biliyorsun. Onun geleceğini 0000kutsal kitabinla bildirdin. Nişanlarını gösterdin. İzlerini buldurdun. Gönül gözüme tanıttın. Bütün bunları yaşattığın için sonsuz teşekkürler olsun Sana! Ancak sonunun nereye varacağını bilmediğim bir yolun ilk başındayım. Yolumu hayra vardır. Bu tecelliyi bana yakın kıl! Ey ikram güzelliklerinin sahibi! Yollarımı aç! Beni o yolda düşmeden ve de sendelemeden yürüt! İzlerini yakaladığim kişi, El-Emin ise eğer....... " diyebildi Hatice.
Kelimeler boğazında düğümlendi. Sıcacık damlalar yanaklarından aşağıya yuvarlandı. Pak yüzü sırılsıklamdı Hatice'nin. Bir rahmet çağlayanının yanı başındaydı sanki. Duanın kabul olduğunun alametiyse göz yaşı akıttığı samimi yaşlar o güzelliğe ereceğinin ilk alametiydi. O günde ve ondan sonraki günlerde Hatice, Şam yolu kervanını beklerken samimi dualarla sabahladı.

Aşka Adanmış Bir Ömür Hz. Hatice, Nurdan Damla, S.134-135