Yağmur Sevenler Mevsimi


Bu yağmur...
Bu yağmur...
Bu kıldan ince.
Bu yağmur...
Bu yağmur...
Bir gün dinince.
Aynalar yüzümü tanımaz olur.
Necip Fazıl Kısakürek (Bu Yağmur şiirinden.)
-

Yağmuru sever misiniz?
Sonbahar sizin için ne ifade eder?

Yavaş yavaş yaklaşan bir mevsime hazırlanıyor gönlümüz beşinci mevsim Ramazan'ın ardından. Naçizane benim en sevdiğimdir kendisi. Ayrıca yağmur sevenlerinde sevincidir, bilirim. 3. yazıma bir kitap eleştirisinden ziyade, içimde hissediklerimden başlamak istedim. E tabi his, şiirsiz olmaz ve şiir denince de benim aklıma gelen ilk isimlerden biridir Necip Fazıl... Hele ki "bu yağmur" deyişi öyle etkilemişti ki beni, yağan yağmura daha bir derin bakar olmuştum. Hala da öyleyimdir...
Önce bembeyaz pamuktan bulutların içi titrer, kararır, bozarır. İlahi bir emrin Mikail meleğe etkisidir ilk damlalar... Sonra yağar...
Bereket, rahmet ve şefkat...
Sokaklara, kaldırımlara, evlerin camlarına, çatılarına, serçelerin kanadına, viranelere, vahyin yıkadığı yıkamadığı her yüze değer. Hüzünlünün teselli edeni, mutlu olanın sevinci, dertlilerin dert ortağı...
Kimisi "gökler ağlıyor" der yağmurlar yağınca..
Kimisi "bulutlar ağlıyor" der.
Bilmezler ki  ağlayanlar, yine kendileridir.

Mevsim ayırt etmez hiç, her an gelir ve yağıverir bin bakışın üzerine. Kimi zaman kışta görürsünüz onu, beyaz tülden yumaklar gibi akarken kar tanelerinin arasındadır. Kimi zaman ilkbahar dokunur size, çiçekleri gülümseyen meyve ağaçlarının yapraklarına sarılır. Kimi zaman yaza bile uğrar, kavurucu sıcaklarda" yaz yağmuru" adını alır, sahilleri günahtan arındırır.
Ve nihayet ait olduğu yerde, ait olduğu mevsimdedir yağmur.
Sonbaharda.
Yapraklar, çıplak bırakmışken ağaçları... Yazlıklar dolaplara girmişken... Sessizlik çökmüşken ve de hayat gelmişken... Salep ve çay, fincanlar doldururken...
Ansızın geliverir.
Dikkatlice bir hikayenin içindeyken siz, elinizde kitap. Zarif sesi hafifçe dalar romanınıza. Ve ayracınızı kahramanlarınızın arasına koyup onu seyredersiniz. O bir değil, binlerce hikaye taşır çünkü. Bunu bilenler umursamazlık etmezler. Denize kavuşan bulutlarda arar insan kendini. Tam buldum derken, yağmur diner, hayat diner, sokaklar temizlenir.
Ama o varken, Cuma namazı için camiiye ağır adımlarla yürüyen gencin vuslati hızlanır. Şemsiye, kubbesidir çünkü. Gömleğini kurulayanı secdesi... Mevsimlerin sevgilisi... Verdiği sözü tutup, her zaman gelen, vefalı sevdalısı dünyanın.

Islanmak umrunuzda olmaz nedense seviyorsanız. Tam aksi bir insanın şikayetle yanınızdan koşarak geçtiğini ve montunun şapkasıyla rahmete şemsiye açtığını görürsünüz. Oysa siz, yalnızca yağmur yağıyor diye sokağa çıkmısınızdır.

Bir arkadaşım vardı, herkes en sevdiği mevsimi över dururken "Ben sonbaharı, yağmuru severim. Çünkü eğer sizi üşütürse, bir battaniyeye sarılırsınız, sıcak birşeyler içersiniz ama yinede onunla baş başa kalırsınız. Zaten sizi yakmaz. Tam tersine yakan yüreklerin ardından size ferahlık vermek ister, vefalıdır. Ne yaz gibi yangına yangın ekler, ne kış gibi duygularınızı döndürür ne de... Ama hayır ! Sonbaharın sevgilisi ilkbahardir, ona bir şey diyemem. Hasretinin nedeni aradaki kıştır. Bu yüzden ondan başkasını sevmem ben. Yağmur benim soyadımdır" demişti. Ben de sessizce fısıldamıştım "Yağmur benim adım"...

İlkbahara aşkının sebebi, benim gözümde nisan ayıdır. 20 Nisan'dır. Allah'ın Rahmeti'dir (sallallahü aleyhi vessellem)...

Zaten doğduğum mayıs gününde annem hemşirelerin sözünü dinleseymiş adım "Yağmur" olacakmıştı. Ama annem bir ilkbaharseverdir, bilmezler .

Yazarların ilhamıdır, şairlerin de. Onun adına kaç şiir yazılmıştır, onun ifade ettiğiyle kaç insan ağlamıştır, kaç insan onun tek damlasına hayallerini sığdırmıştır, bilmiyorum. O kadar çoktur...
-
Ha unutmadan, gözyaşıyla yağmurun bir hikayesi de vardır kalbimden çıkan, size anlatayım:

Mevsim sonbahardır. Yağmurun ilk damlaları bir ak yanağın yüzüne düşer. Sarmaş dolaş olurlar gözyaşıyla. Bir yandan rahmet, diğer yandan merhamet... Gönlü kanayan yürekten çıkanla, gönlü yıkanan insanların sevdası  birleşir.
Ha gözden akan damla, ha gökten akan seda...
Birşey farketmez.
Farkedenlerin kalplerindeki yangınları anlamaya yürek yetmez.

Anladığınız üzere de şemsiyeden, şapkalı monttan nefret ederim. Sevenlere sözüm yok. Ama yağmuru "romantizm objesi" olarak görenlere kızıyorum.
Anlarınıza kattığı şey "mâna"dır.
Hiç umursamadığınız yaşamlara kattığınız "duygu"nuz.
İnsanı insan yapan "gözyaşı"nız.

Ağlamakta güzeldir, yağmurda ıslanmak da.
El ele yürümek değil, gözyaşı dökmektir, kederli bir dostun acısını paylaşırcasına.

İşte böyle de edebiyat patlatır, duygu çatlatır, şiir okutur, insan sevdirir ve aşıkta öldürür bu mevsim. Yazdıklarımızdan anladığınız kadarıyla...

Ve son olarak, bambaşka bir "yağmursever"in şiiriyle sonunu getireyim de güneş doğsun. Bu mevsimde yağmur göresiniz geldi, biliyorum. Buyurun sizi şiirle baş başa bırakıyorum :

Sen ne zaman gelsen
Bu şehirde yağmur yağar.
Bakınca ela gözlerine kaybolmasaydım
Neler neler anlatacaktım sana.

Oysa bir ben değilim
O narin adımlarının peşine takılan .
Sen sevilmek için bu kadar haklı oldukça
Sen böyle kokulu gül
Sen böyle kalbe dokunan birşey bir haz
Sen böyle güzel ötesi
Sen böyle makamı naz
Sen böyle bembeyaz kaldıkça
Ben kızmayacagim seni sevdiler diye kimselere.

Ama birgün o pamuk ellerinden tutamamak kaygısı
Yani bu kalabalık değil mi sebebi?
Hep birşeyler söyle diye beklemenin
Bekliyorum sevgili.
Bir şeyler söyle bana
Çünkü tebessümünü çerçeveleyip asamıyorum duvarlara .

Sen ne zaman gelsen bu şehirde yağmur yağar,
Her aşığına bir başka değer rahmet taneleri.

Biri kendini cennette sanır sen gülünce
Birini bir titreme alır seni görünce
Bir başkası uzun uzun bana baktı der sevinir.
Biri kokunu çekmiştir ta ciğerlerine
Bir tanesinin yanından geçmişsindir
Bir tanesinin ellerine dokunmuşsundur
Sanki ben orada yokmuşum gibi dinliyorum havadislerini. Havadislerini dinlemesini seviyorum
İsminde kullanılan harflere bile hayranım ben
Zaten bu gecelere tahammülüm hep bu yüzden
Belki gelirsin diye.
Sana rüyalarımın en güzel yerini saklıyorum
Bekliyorum sevgili her zaman gel bana,
Çünkü ben seni canımdan bile çok seviyorum.

Sen ne zaman gelsen İstanbul'a
İstanbul'da yağmur yağar .
Şehirler değil gönüller kurudu demişsin ya,
Kuruyan gönüllerede uğra sultanım
Yağsın rahmet sırılsıklam ıslanalım .
Ne çabuk geçiyor seninle zaman
Ne çabuk duyuluyor gideceğinin haberleri.
Böyle çok sevince böyle çok özlüyor demek ki insan .
Biliyorum gitmelisin seni bekleyen başka şehirlerde var ,
Biliyorum gitmelisin seni özleyen başka gönüllerde var.
Ama sen ne zaman gitsen Istanbul'dan
İstanbul'a yağmur yağar.


Sen ne zaman gitsen İstanbul'dan
Ben yıkılırım İstanbul ağlar .

Kadir İslam

4 yorum:

  1. tek kelimeyle muhteşem

    YanıtlaSil
  2. Tesekkur ederim,ngozlerinize saglik..

    YanıtlaSil
  3. içini döktün, içimiz toparlandı. teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. @ ReeMM

    Inanin bu sozunuz beni cok mutlu etti, ben tesekkur ederim.

    YanıtlaSil

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.