• "bu göğü burada herkes tanır / altında birbirimize çok kıydık." - ali emre  
 konu başlıkları: #edebiyat - #tv-sinema - #müzik - #kitap - #şiir - #öykü - #roman - #deneme
 

Çile - Necip Fazıl Kısakürek

Bilgi
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?


Ve Üstad'ın en çok sevdiğim şiiri... Öyle ki, ben bu kitabı "eleştiri" kategorisi altında yazmaya utanıyorum, inanın. Çünkü eleştirmek haddime değil, ancak okuyup, ağladım ve sustum, oturdum yerime...  Çünkü başka birşey gelmez bizim gibi gariplerin elinden, bir üstad karşısında.

Bilirsiniz, ortaokulun son senelerinde ve özellikle lisede, kitap özetleri, şiir ezberlemeler ve okunacak klasiklerle doluyuzdur. Eğer kaytarmayıp bütün bunları uyguluyorsak tabi - misal ben :) -. O zaman 7. sınıftaydım. Şiirleri kurayla çekip ezberleyecektik, dua ediyordum "Allah'im ne olur kısa bir şiir gelsin, ama duygulu olsun" diye... Ve çıkan "Kaldırımlar" şiiriydi. Uzun olmasına rağmen, bir gecede nasip ezberlediğimi ve üzerinden 4 sene geçmesine rağmen nasıl unutmadığımı hala anlayabilmiş değilim. Üstad'ın bende yaptığı "Kaldırımlar" etkisi, Çöle İnen Nur ve ...
Ve çile...

Öyle bir kitap, öyle bir his toplasması ki, insan her şiirde kendinden geçip farklı ruhlara sığdırıyor bedenini. Tarifsiz ama derin bir deniz...
Çile işte, adı üstünde.
İsmini neden "çile" koyduğunu, ancak onu yazan bilir. Ben ilk elime aldığıma bu kitabı, bir roman olduğunu düşünerek, sadece yazarına takılı kalıp, inanır mısınız sayfalarını bile karıştırmadan (ki bunu normalde çok yaparım) almıştım, tam iki sene önceydi.
Her ani, her duygusu, her şeyi içine alandır "Çile".

Genellikle "Sakarya" ile tanıdığımız Necip Fazıl, kitabının da ismini taşıyan Çile isimli şiiriyle de farkını ortaya döküyor. Ben o şiirin, ismiyle bire bir ilişkili olduğunu çok sonradan farkettim. Hele ki şu satırlar konuşuyor resmen.

"Kaçır beni âhenk, al beni birlik;
Artık barınamam gölge varlıkta.
Ver cüceye, onun olsun şairlik,
Şimdi gözüm, büyük sanatkârlikta. "

Bir kere bu yazarın ismini söyleyince, söylediklerini irdelemek, eleştirmek hele ki bizim gibi "çıraklık" statüsündeki insanların hiç haddi değil...

Şiirler düşünün.
Sayısını saymadığınız, kahramanını bilmediğiniz.
Sayfalarca, ama iki satırlık, dört mısralik şiirler. Bir kitabın sayfalarını doldurmuş, gönüllerden toplanmış ve tek bir kalemde birleşmiş... Öyleymiş işte. Şiirler, konu başlıklarıyla birbirinden katre katre ayrılıyor.

Teknik olarak incelemeye kalkarsak, modern Fransız şiir ölçüsüyle yazıldığını, serbest şiire rastlayamayacağımız bir kitaptır "Çile". 60 yılın birikiminin bir miktarıdır.
Bir ömrün topladığı gelincikler gibidir.
Necip Fazıl KISAKÜREK'e "Edebiyat dünyamızın gökkubesi" mahlasının ne kadar uyduğunu ortaya koyan bir nurdur.
Ne içinden, ne dışından kopup hayatın, eminim ki besmelerle ve iki ezan arasında yazılmış şiirlerdir "Çile"...

Kesinlikle okunması gereken, okunmamışsa hemen hava yağmurlu olsa dahi koşup bir kitapçıdan alınması gereken bir kitap, dikkatinize ! Okunmuşsa da hemen kitaplıktan alınıp, başucuna konulacak olandır kendisi.
Dedim ya, onun okyanus oluşu karşısında ben bir yağmur damlasıyken, diyecek bir şeyde olmuyor. Ondan konuşurken, onun konuşması gerekiyor doğrusu.
Davasını, ruhunu, sanatını, aşkını suya değil, toprağa yazan bu insan, doğrusu kendi üstadı olan Abdülhakim Arvası Hazretleri'ne (k.s) ithaf ettiği ve Allah Resulü'nü anlattığı -benim için favori olan- Çöle İnen Nur'un da da farkını ortaya koymuştur.
Kendisini araşırırken bulduğum bir dipnotu da sizinle paylaşayım :

““HECE VEZNİNİ” O AYAĞA KALDIRDI
1980 yılında Türk Edebiyatı Vakfı, ona Sultanu’s Suara (Şairler Sultanı) unvanı verdi. Esasen bu, geç kalmış bir takdirin ifadesiydi. Gerçekten de yaşayan en büyük şair o idi. Prof. Orhan Okay’ın da ifade ettiği gibi, şair deyince düşünmeden, herkesin aklına geliveren isim Necip Fazıl’dı.
“Kaldırımlar’dan beri şiirinin, kendisini sevmeyenleri bile şaşırtacak, sarsacak bir tarafı olmuştur. Ahmet Haşim’in doğru bir sözü var:
‘Bu sesi nereden buldun?’
Şiir estetiği için ses mühim bir unsur. Aruzun saltanatından sonra emekleyerek gelen hece veznini ayağa kaldıran da Necip Fazıl’dir. Sonra Cumhuriyet’in o ilk yıllarında bir öte duygusuna, sonsuzluğa, yani kısaca metafiziğe susamış bir okuyucu veya aydın beklentisi vardı. Necip Fazıl o beklentiyi de hemen her şiirinde karşılamıştır.”
Bu arada Erdi ağabeyden de bir adet olduğu üzere, cesaret edip puanlıyorum kitabı : 10/10 :)

Size veda etmeden önce, o çok sevdiğim şiirlerinden olan Utansın'ı yazıyorum. Alttaki videodan da şiirin melodilerle dansını dinleyebileceğiniz derin bir yorumu dinleyebilirsiniz. Hem de ne şairin, ne de şiirinin dilinden  olmayan, sadece gönlünü veren küçük kardeşlerimizin yorumunu...-ki Türkçe Olimpiyatları'nda seslendirilmiştir-
Haydi buyrun...

"Tohum saç, bitmezse toprak utansın! 
Hedefe varmayan mızrak utansın! 

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen! 
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın! 

Eski çınar şimdi noel ağacı; 
Dallarda iğreti yaprak utansın! 

Ustada kalırsa bu öksüz yapı, 
Onu sürdürmeyen çırak utansın! 

Ölümden ilerde varış dediğin, 
Geride ne varsa bırak utansın! 

Ey binbir tanede solmayan tek renk; 
Bayraklaşamıyorsa bayrak utansın!




Allah'a emanet olun.
Hepimizin olduğu gibi...

6 Yorum :

EMİNE ÖZTÜRK dedi ki...

ilk kıtasını bu şiirin eşim hep bana okurdu... çok severdim... paylaşımınıza teşekkürler..

8 Ekim 2012 21:43
Leyli Can dedi ki...

@ EMINE OZTURK

Ne mutlu size ki boyle siirleri dinlediginiz bir esiniz var, Allah bozmasin. Ben tesekkur ederim degerli yorumlarinizi bizimle paylastiginiz icin.

9 Ekim 2012 22:06
Mshn dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık.

Ben de yedinci sınıftayken bir şiir okuma yarışması için Kaldırımlar'ı rastgele bulup ezberlemiştim. Daha sonra Türkçe öğretmenim bu şiiri bana bir iki törende okutmuştu arkaya fon müziği koyarak. Yazıyı okumaya başlayınca o günlerim geldi aklıma.

O zamanlar pek anlamamıştım tabii, gerçi hiçbir zaman da tam olarak anlayamayacağım büyük ihtimalle ama Kaldırımlar'da çok mistik bir hava var bence. Belki biraz da onun için etkileyici gelmiştir bana hep.

Sayenizde nostalji yaptım resmen, teşekkürler. :)

10 Ekim 2012 13:21
Leyli Can dedi ki...

Zaten o'ndan sonra ogrenci olup, o'nun gecmedigi bir hayati olani gormedim :)

Rica ederim, gozlerinize saglik :)

10 Ekim 2012 16:41
Erdi Demir dedi ki...

Tek kelimeyle harikasın katre. Dolu dolu bir yazı olmuş. :) Necip Fazıl benim de çok sevdiğim bir şairdir... İyi bir tercih olmuş

19 Ekim 2012 23:12
Leyli Can dedi ki...

Estagfirullah patron:) Tercihlerin en hoslarindan biri oldu.. Bir dahakine de Orhan Veli'den secmeyi dusunuyorum :)

20 Ekim 2012 18:49

Yorum Gönder

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.