Merhamet - Emine Şenlikoğlu

Merhamet - (Emine Şenlikoğlu) - Sf. 286

Yazıma başlamadan önce şöyle bir açıklama yapayım, bundan sonraki yazılarım da elimden geldiğince resim, fotoğraf, çizim vs. kullanacağım. Hem daha samimi, hem de tekdüzelikten uzak olacağını düşünüyorum.  Bu resim, kitabı okurken üzerini çizdiğim ufak birkaç satır...

Yazarına bakacak olursak; Emine Şenlikoğlu'nun edebiyata yakın olmaya çalışan, oldukça sade, kendi fikirlerini, doğrularını doğrudan doğruya okuyucuya aktaran bir üslubu olduğunu görürüz. Davasını, asıl amacını, hizmetini ve siyaset üzerine ilgisini, yorumlarını kolaylıkla anlayabiliyoruz ayrıca. Bilhassa kanıtlarla, doğrularla, gerçekten yaşanmış hikayeleri, hikayelerin gerçek baş kahramanlarından dinleyip yazıyor kendisi.

Merhameti konu alan, yine bu ismi almış kitabına gelecek olursak, yazarın okuduğum tüm kitapları arasında en çok beğendiğim çalışma olduğunu söyleyebilirim. Edebi açıdan da en yüksek kitabı. Duygusuz insanları bile ağlattığına bire bir şahit olduğum bir kitap...
*
Biraz da hikayeden bahsedelim : kitabın asıl kahramanı Akasya'nın başından geçenleri konu alan "Merhamet",  1. tekil şahısın gözünden anlatılıyor. Sanki onun evinin balkonunda, karşılıklı iki fincan kahve ve tabii ki kedisinin miyavlamaları arasında hikayesini dinliyorsunuz. Akasya; zengin bir ailenin, mütevazı bir kızıdır. Birine aşık olur, evlenmek ister. Ama babası ona izin vermez, sebebi de fakirlik falan değildir! Uzun ısrarlar, tartışmalar sonrasında babası o adamla evlenirse evlatlıktan reddedeceğini, kapısının ona açık olmadığını söyler. Buna rağmen sevdiği adamla kaçarak evlenir Akasya. Bir de çocukları olur "Yunus" adında... -ki beni etkileyen tek karakterdir- Zamanla değişen kocası, artık ahlaksızlık ve karaktersizlikle dolu bir adam olup çıkmıştır."Git" demeye bile varmıştır olay. Bir gece, oğluyla birlikte sokakta kalmıştır Akasya. Babasına gider ama o da çocuğunu kabul etmek istemez, etmez de. Bu vurgunla başlayan hikaye, onu akıl almaz olaylara, bin bir türlü insanların hayatlarına, kalp yok eden bir kadere iter. Kitabın sonunu söyleyip de bütün büyüyü kaçırmak istemiyorum ama bu kader, onu katil ve dul eder. Evlat açısını da tadar ki bu bardağı taşıran son damla olmuştur.
Yaşadıklarından çıkardığı en önemli şey "merhametsiz"lerden öğrendiği merhamettir Akasya'nın... Ve bir de kendi değişiyle :

"İlk göz ağrısı olmak herkes için değerli değildir. Zaten unutulan biri artık ilk göz ağrısı olma unvanını kaybetmiştir. Son  gözağrısı olmak mühim. Asıl unutulmayacak olan son göz ağrısıdır, diyorum ben.
Siz ne dersiniz?"

Yaşanıp yaşanılabilecek en zor, en ağır ve en acı tebessümlü hayatlardan biri olan Akasya'nın hikayesi, anlayabilene çok büyük dersler veriyor. Süslü kelimeleri olmayan, duru bir kalemle yazılmış "Merhamet"
En önemlisi de, zamanımızın da kanayan yaralarından olan bir konuya değinmesi... Kitabın arkadaşındaki o bir cümlecik bile her şeyi anlatmayı yetiyor. Kısa ve öz :

"Avuç avuç çalındı merhametler
gönüller taşlaştı."

Son olarak, Emine Şenlikoğlu'nun resmi web sitesinden aldığım, kitapla ilgili bilgilere ulaşabileceğimiz, bizzat yazar tarafından kaleme alınmış bir bölüm :
Bayrampaşa Cezaevindeyim. “Yeni mahkûm geldi.” dediler. Baktım hüzünlü bir kadın. Cezaevine giriş anında bazı mahkûmlarda görünen şoke olmuş hali sergiliyor. Yanına gittim, birileri daha vardı. “Hoş geldiniz.” filan diyorum ama cevap vermiyor. Sonra Arap olduğunu bizi anlamadığını söyledi. Komşu bir devletten gelmiş. Ona sahte pasaport vermişler.
25/04/2009 - 15:02
Merhamet’in Yazılış Hikayesi

İnsanoğlunun zayıf yönlerinden birini daha keşfettiğimde geçekten şoke olmuştum. Bu zayıf yön merhameti yerle bir ediyordu.
İnsanlığın zayıf yönünü keşfettiğim yetmiyormuş gibi, bir de arkadaşım merhametsizliğin kurbanı olunca, Merhamet’i yazmak mecburuyetinde kaldım.
Benim romanlarım başlangıçta sürükleyicidir. Ama Kadınları Kadınlar da Eziyor ile Merhamet ötekiler gibi değil.
Romanı yarıya kadar okuyorsunuz, sanki kitap yarıda başlamış gibi heyecanla devam ediyorsunuz.
Neden böyle?
Bilmiyorum, belki de öyle yazılması gerektiği içindir. Hep söylerim, yaşanmış hayatyardan roman yazmanın böyle bir olumsuz yanı var. Kurguda özgür olamıyorsunuz. Ya da böyle yazmayı uygun görüyorsunuz.
Sonuç.
Bu kitabın yazılış sebebi, bir toplumsal zaafın varlığı. Okuyanlar çok beğeniyor, çünkü insana farklı açıdan bakış ele alındı.

Allah kalplerimizden merhameti eksik etmesin.