Selvi boylum, Al Yazmalım


"Sevgi neydi ?
Sevgi iyilikti, dostluktu.
Sevgi emekti."

Türk sinemasının en çok beğendiğim yapımlarından olan "Selvi Boylum Al Yazmalım"ı hepimiz biliyor, seviyoruz. Gerek oyuncuları, gerek hikayesiyle bizi kendisine çeken bir film olmasının yanı sıra vermek istenilen mesaj, yıllar boyu en değerli kutuların, en derin kalplerin içinde eskimeden durmasıyla da iz bırakmıştır. Fakat bugün benim bu yazıyı yazma sebebim bir film eleştirisinden ziyade "emek" ve "sevgi" konusudur. Derin sularda yüzüyoruz yine anlayacağınız... Ama bize sığınacak başka bir yerde yok, biliyorsunuz.
*
Sevmek, aşka denk değildir, en azından ben böyle düşünüyorum. Emek vermek adına yapılan her şeydi aşk ve içinin ısındığı mevsimin adıydı sevmek...  Evet, emek...
Uğruna, belki bir bakış için fedakarlık göstermek, hayatını ona göre b/ölmek, kalbini onunla meşgul etmek... İnsan emek vermeden kavuşamaz mutluluğa, bazen de ömrünü verse de ulaşamaz. Ama uğraşmıştır, sevmiştir ve bununla yetinmiştir. Vazgeçmiş midir? Pek sanmıyorum.
Hatırlarsanız Asya, İlyas'a deli divane aşıktı. Onu terk ettiğinde de, onun tarafından reddedildiğinde de... Kendisini sevgisiyle sarıp sarmalamış bir vefalıya dahi kalbinin ucuyla bakmamıştı. Ben bu hikayeye İlyas'ın gözünden hiç bakmadım, bakmakta istemedim. Ama olaya Asya cephesinden yaklaştığımızda, çok can yakıcı bir son... Ama "sevgi"nin kazandığı bir son... Aşkın değil... Hani der ya Aşık :

Seversin, kavuşamazsın, aşk olur.

Kavuşamadığını seviyor olmak, zaten kavuşmak için yeterli değildir. Tamam, kabul, "kuru kuruya sevmek olmaz" demek biraz acımasızca olabilir ama gerçekten öyle... Mücadele etmeden, uğruna kendini vermeden, mutlu etmeden, mutlu olmadan, sırf uykusunu alsın diye uykunuzdan vermeden gerçek manada sevmiş olamazsınız ki. Önce sevmediğiniz bir şarkıyı dinlemeli, duygularınızla alakalı olmayan şiirleri okumalı yada mutlu etmek için hüzne boğulmalısınız. Elinizi yüreğini açmadan, evinizi ocağınızı ona kul etmeden sevdiğini sananlar, İlyas gibi bir sona mahkumdurlar. Bencilliğin, oyalanacak kalp oyuncağı bulmanın adına sevmek derseniz, oyuncağınızı kendisini sevene feda etmek zorunda kalırsınız. Çünkü aşık için mutlu olmak etmek, mutlu etmek önemlidir. Öyledir...
Emek vermek, sevmekti.
Aşk kendini vermek...

Rüyalar bile geceleri bekler 
Gizlice görünmek için,
 yüreğimdesin,
 saklısında içimin. 
Gizlice sevgilim. 

Kimse bilmesin üzgünlüğümü
Taşırım ölümüm gibi bu duyguyu
 En gizli kuytularında ömrümün
 Bir yer var gizlice sevgilimin uyuduğu 
Gizlice sevgilim, 
yaşam kadar acı 
Canımı tutuşturan özlem gibi
 Özlüyorum derin yok oluşta 
Gizlice sevgilimi


Emek belki de özlemektir ha ne dersiniz ?
Ataol Behramoğlu'nun şiiri bana emek verilmiş bir sevgiyi anlattığı için paylaşmak istedim sizinle. Acı çekmek, ömrü geceleri dökülen göz yaşında tüketmek gizlice...
*
"Hani aşk acıdır ya, ben de acıyı seviyorum" der bilenler. Kalemim dolanıyor inanın ilk defa, bunu size anlatırken. Çünkü sizin için hiçbir şey yapmamış birine de hayatınızı verebilirsiniz, aynı şeyi sizin için yapmış bir insanla körebede oynuyor olabilirsiniz. Belli olmaz...
Sevgi emek ister, aşk kader..

Aşk emek ister, 
Kıymetini bileceksin, 
*
Sahipken, 
Hürriyet gibi. 
*
Arayacaksın,
Sahip değilsen, 
Çöllerde,
Serap gibi. 
*
Aşk emek ister, 
Büyüteceksin, 
Bir tohumdan, 
Ağaç gibi. 
*
Aşk emek ister, 
Gözün gibi, 
Bakacaksın, 
Bebek gibi. 
*
Aşk emek ister, 
Seveceksin, 
Çok seveceksin. 
Gerekirse, 
Uğrunda öleceksin, 
Vatan gibi. 

Ayhan Kibar

Benimle taban tabana zıt düşünen bir yazar, bir kalp, bir emekçi...
Kim bilir neler yaşadı ? Neler verdi sevgisinin uğruna da hasrete kendini şiir etti.
Yani aşk herkeste farklı tecelli etti.
Kaderse verilen emeğe, feda edilen gençliğe bakıp tebessüm etti.
Kimisi kavuştu, kimisi vefat...
Sevmek sevilmeyi büyüttü, avuçlarından akar aşığın o zehirli ballı tat...

"Durursam bir daha kurtulamam..
-Ziyanı yok gülüşü yeter bize.
Yüreğim kaydıysa günah mı?
-Çamura saplansam yardıma gelir misin?
Elini tuttum sıcacıktı, yüreği elimdeymiş gibi..
-Elinden tutuversem benimle gelir mi?
Seninim işte alıp götürsene beni.
Elveda Asya,elveda selvi boylum,al yazmalım,elveda,bitmemiş türküm benim.."

Vedalardan nefret eden bir insan olarak, "elveda" demeyin diye uyarmadan edemeyeceğim. Çünkü Allah emeklerinizi de, sevginizi de görür.

"Kalpler ancak Allah'ın elindedir"

ve Allah, kalbinde gizli kalmış aşklar biriktiren kullarına şehitlik makamını hediye etmiştir.
Belki de vuslatlarıyla...
Aşkla..