Dergâh Dergisi - 278.Sayı


Kitaplara, şiirlere, filmlere verdiğimiz değeri; dergilere vermediğimizi, ve buralarda sesini duyurmaya çalışan şairlere, yazarlara yeterince katkıda bulunmadığımızı fark ettik. Bu eksiklikten kurtulma düşüncesiyle bu yazıyı hazırladık. Bu yazımızla birlikte, her ay düzenli olarak bir edebiyat dergisinin içeriğini buradan sizlerle paylaşacağız. Böylece elimizden geldiğince dergiciliğe katkıda bulunmuş olacağız. 
Bu ay, Dergah Dergisi'nin 278. sayısı hakkında bir içerik hazırladık. İyi okumalar.

Dergâh - Edebiyat Sanat Kültür Dergisi / Sayı: 278 - Nisan

Dergâh dergisi, Nisan sayısında da yeni anayasa yapımının gereğine vurgu yapıyor. Daha önceki sayılarda da bunları dile getirmiş olan Dergah dergisi, bir kez daha buradan gür bir sedayla "Yeni Anayasa artık yapılmalı!" diyor. Ve biz de bu haklı çabaya, Kültürelf olarak destek olduğumuzu belirtmek istiyoruz.

Giriş şiiri, Nazım Payam'a ait "Galibe Gazel"
Kapakta ise: "Bir 'Deli Rüzgar' Osman Yücel Serdengeçti" adında bir başlık göze çarpıyor. Prof. Dr. Cemal Kurnaz'ın, Serdengeçti üzerine yazdığı bir kitabı mevcut. Bu yazıda, özetle Serdengeçti'yi  anlatmaya çalışıyor. Soru-cevap şeklinde hazırlanan bu yazı, Osman Yücel Serdengeçti ile ilgili bir çok bilinmeyeni gün yüzüne çıkarıyor. Sayfa 12'den okuyabilirsiniz.
Dipnot: Osman Yücel Serdengeçti'nin "Mâbetsiz Şehir" adında güzel bir deneme kitabı bulunuyor. Konu ondan açılmışken söylememek olmaz. Okumanızı tavsiye ediyorum.

2. sayfa, Fatma Şengil Süzer'in "Ayna Tek" adlı şiiriyle başlıyor. Şiirden alıntıladığım bir kısım var; paylaşmaya değer bir mısra:

"ya kaç kişi bilir
iksirle inen zehrin ilmini"

Bir diğer şiir, Necip Fazıl Akkoç'tan "İki Sabır Arası" şiiri. Eleştiriden ziyade, hoşuma giden bölümleri paylaşma yolunu seçtim. Sonuçta hepsi birer emek ürünü. Eksiklikler yerine, zenginliklerine odaklanırsak, daha fazla tat alabileceğimizi düşünüyorum. 

"sırdır öz içine iç geçirenlerin bildiği",
"bir gölgesiz kalabalık içimizde büyüyen",
"hangi sevapta yandıysan ateşini orda ıslat"

3. şiir, Süleyman Unutmaz'dan "El Kızı" şiiri. Bu şiirin de altını çizdiğim bölümleri mevcut. Bir cümle ki yazmadan edemeyeceğim.

"Kış günü evlerini içine çeken baba"

Bir diğer şairimiz: İsa Karaaslan. "Uzaklarda Bir İkindi" gibi ilgi çekici bir başlıkla, Dergâh'ın sayfalarından bizlere göz kırpıyor. 

Derkenar sütununda ise Hüseyin Akın imzasıyla, "Kamil Remzi Cin'in 'Zifiri Yeşil'i" başlıklı bir inceleme yazısı mevcut. İlgiyle okuduğum bir yazı. Böylece bir şair daha tanımış oldum. Kamil Remzi Cin'i tanıma adına, başlıktan aktaracağım bir takım notlar var:

"Kamil Remzi Cin, sözünü söyleyip aradan çekiliyor."
"Sesi alabildiğine bütün zamana ve mekâna yaymak marifet olsa da sözü kısa tutmak şiirde bir hüner."
"Sahih bir şiir sahih bir okuyucunun vaktini okunma esnasında değil okunduktan sonra alır."
"Yani avluyu dolaşmak gerek. Şiirsel uyanıklık yaşayan biri bu rüşdünü ispatlamak durumundadır. Bunun için de duyumsamak yetmez, söylemeli; söylemek de yetmez, yazmalı. Yazmak da dolaşım ihtiyacını doğurur, o vakit yayınlamalı. Yayınlamanın da ikinci bir rüşde ihtiyacı vardı: Yazdıklarını kitaplaştırmalı."

Yazıda, "Zifiri Yeşil" kitabından da bir kaç dize paylaşılmış. Hoşuma gidenleri alıntıladım.

"sabah geç geldi/sen mi getirdin." (sf. 7)
"uyandığında her şeyi büyümüş göreceksin" (sf. 16)
"sağanak başlayınca/at şemsiyeni/kırmızı ışıkta geç/kloş eteğini/fırtınalı havaya sakla" (sf. 20)
"bu dizeler aynı zamanda şairin tahayyüllerden çok tasavvurlara dayalı bir dünyası olduğunu gösteriyor."

Açıkçası şairin kitabını alma düşüncesi uyandırdı bu dizeler. Bunu eyleme çevirmeyi düşünüyorum kendi adıma. Okumakta fayda var. Almak isteyenler için Kitapyurdu'nda "Zifiri Yeşil".

Mustafa Köneçoğlu, "İmza Yetkisi" şiiriyle 4. sayfadan kendisine yer bulmuş. 
Bir diğer şiirimiz ise Ercan Yılmaz imzalı, "Zeytin Dağı" şiiri. Hilmi Yavuz ekolünden izler taşıyan bu şiir, Nisan ayının en iddialı şiirlerinden. Altını çizdiğim dizeleri de paylaşmak isterim:

"kâseleri safran dolu bir sofra"
"şeyhim! kapı eğnimizden de dar/nasıl geçecek âteş dolu bu bâde"

Ayşegül Ünal, "Batarsa Doğan Güneş" adında bir hikaye kaleme almış. Bu hikayede; tezkeresini alıp heyecanla evine giden bir gencin başına gelen hazin durumu anlatıyor. Altını çizdiğim, çarpıcı cümleleri paylaşmak isterim.

"Sonra kapı asker mektubu gibi merakla açılacak."
"Babası soğukkanlı olacağım diye kendini sıkacak ama ela gözleri nemlenip yeşile çalınca ağladığı da anlaşılacak."
"İnsan bir gecede bu kadar büyür mü?"
"Bunları giydirsem mübarek ayaklarına, yinede üşür müsün baba?"
"Valizin küçük gözünden hatıra defterini çıkarıyor. İpi çevirince açılan sayfadan yazdığı son cümleyi sessizce tekrarlıyor;
"Atarsa doğan güneş." Sonra kalemini çıkarıp ilk kelimenin başına bir 'b' harfi koyuyor."

"Ziya Osman Saba, Şairimiz..." adında ilgi çekici bir de yazı bulunuyor. Ziya Osman Saba, hakkında daha önce söylenmeyenler dile getiriliyor. Yazıdan hareketle hoş da bir mısra kazındı hafızama. Onu da yeri gelmişken paylaşayım: "Sen, bana en sona kalan, ben senin en son kulun."

Bir hoş dizesi de şöyle: "Şu fakir mahallede bir göz evim olsaydı/ Nasıl sevinç içinde çıkardım şu yokuşu."

7. Sayfada ise İlker Aslan imzalı, "Olmayan" isimli bir hikaye göze çarpıyor.
Hikayenin içinde geçen şu ibare düşünmeye değer bir cümle aslında: "Herkes önceleri korkar. Sonra sonra alışırsınız." Aslında tam bir kırsal klişesidir. Gözünü kapatıp, haritadan 10 farklı kasaba seçin. 10'unda da bu cümleye muhatap olacağınızı düşünüyorum.

Hoşuma giden bir diğer cümle ise: "Her şey yolundaymış taklidi yapan bütün çocuklar aynı yerde toplanmış." Çok derin ve üzerinde düşünülesi bir cümle. 

Akademik çerçevenin dışında, benim gibi sadece işin sanatsal kısmıyla ilgilenen arkadaşlar çoğunluktadır eminim. Onun için makaleler üzerinde fazla durmak istemiyorum. Ama kısaca başlıklar ve yazarları şu şekilde:

  • "Siyaset-Sanat-Eğitim bağlamında Sabahattin Eyüboğlu'yla Köy Enstitüleri'nin izini sürmek" Mehmet Nur Karakeçi
  • "Kurtuluş ve kuruluş miti" Hakkı Özdemir
  • "Sanatçı-okur-sanat akımları üçgeninde bir "Kramazov Kardeşler" incelemesi" Ömer Kalafatçı
  • "Sanatçı ve Kibir" M.K.

Son sayfadaki şiirlerimiz ise: Tuğba Çelik'ten "Merhamet", Orhan Tepebaş'tan "Eski Liman". Özellikle Orhan Tepebaş'ın şiirinden bir kaç mısrayı paylaşmak istiyorum:

"deniz çalkalanınca/ kara da karışır"
"denizde yüzen gemileri karada yaparlar da/gemiler nereye gömülür"
"konya kadınhanın'da tren/raylardaki buzları kahkahalarla kırarken."
"şimdilerde oğluma yüzme öğretiyorum/senin giden gemilerin döndü mü eski liman"

Özetle: Doyurucu bir sayı sizleri bekliyor. Özellikle, Osman Yücel Serdengeçti'nin işlendiği yazıyı, Ercan Yılmaz ve Orhan Tepebaş'ın şiirlerini okumanızı tavsiye ediyorum. 

Dergâh Dergisi, diğer edebiyat dergilerine nazaran pek de cüzzi bir miktara satılıyor.
Kitaba, edebiyata, yazıya merak duyan herkesin düzenli olarak takip ettiği; bir yazar, bir dergi, gazete olmalıdır.