Yılkı Atı - Abbas Sayar


Eserin adı: Yılkı Atı
Yazarın adı: Abbas Sayar
Fiyatı: 6,30 TL
Sayfa sayısı: 120
Konu: Yılkılığa bırakılan bir atın öyküsü
Yayın evi: Ötüken Neşriyat

Abbas Sayar dendiğinde akla ilk gelen şeydir, Yılkı Atı. Hatta sadece "Yılkı Atı" kelimesine bile bir çok şey sığdırmak mümkün. Abbas Sayar'ın edebi kişiliği, Orta Anadolu, kır yaşantısı, taşra edebiyatı, yöresel ağızlar, folklorik unsurlar vd. bir çok kavram canlanır akıllarda.
Eseri konuşacaksak, katibinden bağımsız konuşamayız. Onun için kısaca Abbas Sayar'ın geçmişine gidelim.

Abbas Sayar, 21 Mart 1923'te Yozgat'ta doğdu ve yine lise öğrenimini Yozgat'ta tamamladı. Maddi zorluklar yüzünden üniversiteye gidemedi, ancak 4 yıl boyunca Türkoloji dersleri alarak bu eksiğini kapattı. Hayatının bir döneminde İstanbul'da ikamet etti. Bu dönemde gazete çıkarmaya başladı.. Ancak kader onu tekrar Yozgat'a attı. Gazetesini de peşi sıra. Abbas Sayar, bu dönemde aktif politikaya atılır ancak umduğunu bulamaz. Bir sonraki durağı edebiyat olmuştur. Şiirler, romanlar yazar. Ve hayatına yüzlerce, binlerce köşe yazısını sığdırır.
*
120 sayfalık bu eser, öykücülüğümüzün; daha özele inmek gerekir hatta, "taşra öykücülüğü"nün mihenk taşlarından sayılır. -her ne kadar, edebi tür olarak, roman kategorisine koyulmuş olsa da-
• Ötüken Neşriyat çıkma, Abbas Sayar imzalı bu eserin aldığı sayısız ödül bulunuyor. (1971 "Trt Roman Başarı Ödülü" bunlardan sadece bir tanesi.)
*
Konusu itibariyle de ilgi çekici bir eser.
Hikaye, Üssüğünoğlu İbraham'ın atı, Doru Kısrak'ın ovaya, yılkıya bırakılmasıyla başlar. Doru Kısrak, İbraham'ın yıllarca hizmetini görmüş, ekmek kapısı olmuş, dinç bir attır. Ancak hızla geçen yıllar onu güçlü, heybetli bırakmayacaktır. 
Doru Kısrak, bir gün güçten düşer ve akıbeti, sahibi İbraham'ın merhametine kalır. İbraham'ın, yem kıtlığı ve işin kolayına kaçma düşüncesi yüzünden Doru Kısrağı bir yıllığına ovaya, yılkılığa salar. Yılkı Atı, ovaya salınmış bu kısrağın 1 senelik mücadelesini anlatır. 
*
Abbas Sayar, yer yer atların gözünden anlatmış hikayeyi. Hatta bazı noktalarda fabl türüne kaçan unsurlar barındırıyor. 
Biçime dair diğer bir yorum ise, üslubuna, dil anlayışına yapılabilir. Abbas Sayar, Yozgat'ta doğması, ikamet etmesi; üzerine bir de çiftçilik yılları eklenince, sanat ruhu taşıyan bir insanın yapması gereken şeyi yapıyor. Gözlemlerini sonsuzluğa nakşediyor. Onun hikayelerinde, Orta Anadolu yörelerinin kokusunu, folklörünü çok yoğun hissedebilirsiniz.
Yılkı Atı'nın üslubu; doğal, insanı saran, yöresel unsurlar barındıran, hatta yer yer argonun kullanıldığı bir üslup. Şöyle de bir yorum yapılabilir: Yılkı Atı'nın dili, "konuşma dilinin, yazı diline yansıması"ndan ibarettir..

• Yılkı Atı'na dair şöyle bir bilgi mevcut, "Yılkı Atı; Abbas Sayar'ın, Sekili'de çiftçilik yaptığı yılların gözleminden yola çıkılarak yazılmış ilk romanıdır."
*
Altını çizdiğim bölümleri de paylaşmadan edemeyeceğim. 

"Duyduk, rüzgar efendi duyduk. Kış geliyor diyorsun. Hoş geldi, sefalar getirdi. Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi? Sen öyle delicoş esip durma. İşleme fakirin ciğerine..." sf.9

"Yüz yıl yaşamalıydı Doru.. Üç yüz yıl yaşamalıydı Doru.. Dünya genişti. Eni yoktu butağı yoktu. Allah rızkına kefildi cümle yaratığın." sf.31

"Bir at arabaya koşulmaya görsün. Kredisi beş paralık oldu demektir." sf.32

"Ulan Doru, ne de olsan cinsin pak. Piç miç derler ya, halt etmişler. Senin baban atların şahı imiş." sf.32

"Ulan kümüğünoğlu, eyi vaaz hocası olurmuşsun. Ne deyi altı yüz şiniğe imam tutturdun bize?..." sf.65

"Cansız yumurtaya can veren Rabbim, dedi. Senden umut kesen kafir." sf.91

"Bir al atı vardı beylik... Yavrusu gibi bakardı. Büyük Taarruzda o atınan bindirdi Yunan'a..." sf. 93

"Köylüler şubata "güdük şubat" derler, "tez geçer" derler. Aydan saymazlar. Son tembellik ayıdır Martla birlikte talim borusu çalar köyde. İş başa düşer, kanlar kaynar." sf.101

Hikayenin en vurucu bölümü: "Daha misafirliğin bitmedi haa.. Dipdiri olsan da bu günlerde yine bırakmam seni... Görmüyor musun havayı? Yine poyraza döndü yel, yine gâvur gibi ciğere işlemeye başladı."  sf.92

Hikayenin sonu çok güzel bitiyor. Doru Kısrak son şakasını yaptı İbraham'a. Bize de okurlar olarak, katıla katıla gülmek düştü. Ayrıca başucu kitaplarımızdan biri oldu. Bir yandan da Abbas Sayar'ın diğer eserlerini de okuma isteği uyandırdı.

Ez cümle, Yılkı Atı'nı; okuyun, okutturun. Bir insana kitabı sevdirmek için kullanabileceğiniz, güçlü bir silah. . Puanım, 10/8

1 Yorum:

  1. Bana göre Abbas Sayar bu hikayede at unsuruna kendi ruhunu veriyor. Hayatını okurken de gördüğümüz üzere nice zorluklarla ayrıldığı memleketine tekrar dönüyor. At da köyden bir zamanlar taşla sopayla kovuluyor ama eninden sonunda köyüne geri geliyor. Hikayede köycülük ve şive harika bir şekilde işlenmiş. Ne yalan söyleyeyim ''Yılkı Atı'' Sait Faik'in bir çok öyküsüne on basar. Özellikle sekiz kez okumak zorunda kaldığım ''Lüzumsuz Adam'dan'' daha iyi. Kaleminize sağlık harika bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.