ceplerini şekerle doldurmaktan başka bir gayesi daha olan çocuk, şöyle der:

bana bayram harçlığı vermek zorundasınız!

kurban eti üzerinden, lezzet fantazisine kalkışan, kaç kilo bonfile düştüğüne, ne kadar kavurma yiyeceğine odaklanmış; pis sakallı, donuk bakışlı, gelenek-görenek unutmuş, dinden bi-haber yaşayan et kasapları, dinleyin kelamımı!


bayramlıklarımı yastığımın altında saklayıp, heyecanla bayram namazını beklemiyor olabilirim;
veya bayram tıraşından bi-haber; faullerimi düzensiz, saçlarımı dağınık bırakıyor da olabilirim, 
ancak cebimin maddiyata doymuş olduğu gerçeğini de görmezden gelmeni isteyerek, senden sorumluluğunu yerine getirmeni istiyorum. -çelişki neslimizin mayası!-

bana bayram harçlığı vermek zorundasın!

geleneklerin, örflerin sürdürücüsü olabilmemin, bayramların kadrini-kıymetini bilebilmemin, ve bunu kuşaklarca ileriye taşıyabilmemin sorumluluğu senin üzerinde!
büyüklere göstereceğim saygıdan alacağım kuvvetle, ufaklarıma göstereceğim sevginin yolu, senin kırış kırış, et kokan ellerini öpmekten, ve bana vereceğin üç-beş kuruş bayram harçlığından geçiyor.

ve sen bu haykırışımı duymak zorundasın!

iyi bayramlar.

imza:
ceplerini şekerle doldurmaktan başka bir gayesi daha olan çocuk.

2 Yorum:

  1. Sana bir şey söyleyeyim mi ? Bana şeker vermek zorundasın. :)

    YanıtlaSil
  2. cepleri şeker dolu çocuk ben değilim, ama bir meselem olduğu konusunda açık davranabilirim. :)

    YanıtlaSil

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.