Anayurt Oteli – Yusuf Atılgan


-bıyığımı da kesiverin
berber güldü
-çok şakacısınız, dedi.

Anayurt Oteli, bir Yusuf Atılgan romanı. YKY'den neşredilmiş. Ocak, 2014 itibariyle 26. baskısını yapmış durumda ve 108 sayfadan oluşuyor.

Yusuf Atılgan, 1921 yılında Manisa’da doğdu. 
Edebiyat camiasında ilk defa “Aylak Adam” adlı romanıyla tanındı, ancak asıl ününü “Anayurt Oteli”nden kazandı. 

Anayurt Oteli, eser olarak beğenildiği gibi, 1987 yılında Ömer Kavur tarafından beyaz perdeye yansıtılmış şekliyle de büyük beğeni kazandı. (yazının ilerleyen bölümlerinde, bir film olarak anayurt oteli’ni işleyeceğiz

Yusuf Atılgan, roman çalışmalarının yanında, redaktörlük, çiftçilik, çevirmenlik ve öğretmenlik de yaptı. “Canistan” romanını yazarken, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. -1989-

Anayurt Oteli

Olaylar, kitaba da ismini veren Anayurt adlı bir otelde geçiyor. Zebercet ana karakter. Ortalıkçı kadın, Emekli Subay, Gecikmeli Ankara treniyle gelen kadın, ve otelin diğer sakinleri. Roman, belli bir noktadan sonra bütünüyle Zebercet’in iç dünyasını işliyor. Psikolojisinin, saplantılarının ve yalnızlığının -kendisi fark edemese de- onu hapsettiği, korkunç bir dünyayı konu alıyor. 

Zebercet, Anayurt Oteli’nin genel müdürüdür. Gecikmeli Ankara Treniyle gelen bir müşterisine ilgi duymaktadır. Ankara Treniyle gelen kadının, bir süreliğine otelden ayrılmasıyla birlikte Zebercet, içinden çıkılmaz bir bunalımın içine düşüyor.. Bu saatten sonra roman, Zebercet’in iç bunalımlarının aktarımını sağlıyor. Romanın muhtevasıyla ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Okumayanlar olabilir, onları yönlendirecek bir yaklaşımın içinde bulunmamam gerekir. Ayrıca şunu da belirtmek isterim, filmi kesinlikle romanı okuduktan sonra izlemelisiniz. Birçok şey daha iyi pekişecektir. Detayları daha iyi yakalayacağınızı düşünüyorum.


Yusuf Atılgan’ın okuduğum ilk kitabı. Bundan evvelki romanı Aylak Adam’da bu serüvenin bir parçası olacağa benziyor. Yusuf Atılgan’ın üslubu, Oğuz Atayı anımsattı. Yer yer Sabahattin Ali de gözüme çarptı. Ancak Oğuz Atay romancılığına daha yakın bir çizgisi var. Karakterleri derinlemesine ve tüm psikolojisiyle ele alıyor. Hiçbir detayı atlamıyor. 10 sayfa sonra, eksik kalmış bir şeyi tamamladığını görüyorsunuz. Sanki elinde sihirli bir değnek var. Anayurt Oteli’ndeki Zebercet de kendisi, romanın şemasına göre belli yerleri var ediyor, belli yerleri yok ediyor. Karşısına, psikolojisini gözler önüne sereceği karakterler çıkarıyor. Misal, kestaneciyle kavgası.  Saplantılarını gösterme adına muhteşem bir sahne. Onun haricinde ortalıkçı kadının silik tavırları, sosyal çevresinin olmaması.. Gönlünün boşluğu.. Annesinin, babasının ölmesi. vb. bir çok durum, Zebercet’i hayat sahnesinde kimsesiz bırakıyor.

Kitabı okurken, insan ister istemez, Yusuf Atılgan’ın hayatından izler taşıdığını düşünüyor. Anlatılanlar o kadar çıplak ve tabii ki, bu anlatılanlar kurgu olamaz diyorsunuz. 

Bunun yanında olumsuz yorumlarım da olacak. Kitap bazı kısımlarda karmaşıklaşıyor. Cümleler, fiiller birbirine giriyor. Büyük bir titizlikle okunması gerekiyor. Ancak ne kadar titiz olursanız olun, filmini izlediğiniz takdirde yakalayamadığınız birçok yeni detayı göreceksiniz.

Bir film olarak "Anayurt Oteli "
Anayurt Oteli, 1987 yılında Ömer Kavur tarafından beyaz perdeye uyarlanıyor. Macit Koper (Zebercet), Şahika Tekand (Gecikmeli Ankara Treniyle Gelen Kadın),  Serra Yılmaz (Ortalıkçı Kadın), Orhan Çağman (Emekli Subay) gibi usta isimler oynuyor. Türk sinemasının en güzel 10 filminden biri olarak gösterilen Anayurt Oteli, çeşitli dallarda ödüller kazandı. (24. Altın Portakal Film Festivali, Jüri Özel Ödülü - Venedik Film Festivali FIPRESCI Ödülü, Ömer Kavur'a, -  6. Uluslararası İstanbul Sinema Günleri, En İyi Türk Filmi)

Aylak Adam'ı okuduktan sonra, filmini de izlemem gerektiğine kanaat getirdim. Türk Sinemasının kült filmlerinden biri haline gelmiş Anayurt Oteli’ni izlememek, kitabına haksızlık etmek olurdu. Filmi izlerken, birçok detayı atladığımı fark ettim. Küçük detaylar, filmde dikkate değer bir yer ediniyordu. Bunun yanında, orjinalindeki bazı detayların da, filmde olmadığını fark ettim. Onun için ikisini de farklı kulvarlarda analiz etmek gerekiyor. 

Misal; kitaptaki park sohbetinin daha gerçekçi tasvirleri vardı. Filmde çok yavan kaldığını söylemek gerek.. Bir diğeri, kafamdaki Zebercet’in bıyıkları daha gür ve dudaklarının üstünü tamamen kapatıyordu. Filmde farklı bir tasvir izledik. Anayurt Oteli, mekânsal açıdan de kitap tasvirinden belli noktalarda ayrılıyordu. Tabi her  hikaye, okurunun zihninde farklı çağrışımlar uyandırır. Onun için bire bir uyarlama beklenemez.
Belki en ağır eleştirim, Ortalıkçı Kadın meselesinde olacak. Kesinlikle kafamda tasarladığım hizmetçi profililinden uzakta bir görünümdeydi Serra Yılmaz. Hem yüzü, hem rolü canlandırışı itibariyle kitaptaki doyumu sağlayamadı.

Sonuç Olarak:
  • Okunası bir kitap, izlenilesi bir film.
  • Önceki kitabı okunmalı, peşi sıra filmi izlenmeli. 
  • Yusuf Atılgan Romancılığı!
  • Zebercet!
  • Aylak Adam?


erdi demir - 17:29


0 Yorum:

Yorum Gönder

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.

Anayurt Oteli – Yusuf Atılgan