Çehov’un Vişne Bahçesi


“Vive la France”
Vişne Bahçesi piyesi hakkında yazılanlar genellikle anlatılan/yaşanan olayın nasıl olduğu veya kahramanların birkaç sözünün iktibasiyle ilgilidir. Tanıtım bıroşürlerinden öteye gitmez metinlerin bu hâli Anton Çehov’un bu masum ve önemli eserinin değerini yeterince ortaya koymaz. Değeri ortaya koyacak bir yazının gerektiğini-de düşünmüyorum, zira piyeslerin bir değeri varsa ve bu değer o piyese iade edilmek isteniyorsa, o piyes sergilenmeli ve izlenmelidir. Bu yeterli. Lakin yine-de bir şeylerin yazılması icab-etmekte. Neden mi? Çünki hayat kapalı bir kutudan anlayamacağımız kadar karmaşık ve post. Bu post ‘ileri’ ‘gelecek’ anlamında değil, aksine ‘duraksama’ ‘kalma’ anlamıyledir.

Bu yazının genel itibari ile yukarı-da sıraladığım şeylerden daha değişik bir yoldan ilerleyeceğini anlamışsınızdır. Öyleyse devam edelim.

Günümüz Türk Sineması hakkında orta derece-de bir bilgiye sahip insan, Çevoh’u Türk Sineması’nda Nuri Bilge Ceylan’ın adeta filme çektiğini bilir. Ceylan sinemasının üç ayağı varsa bu ayağın biri Çehov’dur. Çehov’un sade piyeslerine değil, hikâyelerine-de baktığımızda gördüklerimiz bir Ceylan sinemasının içindeymiş hissi uyandırır bize. Türk ve mujik tipin bir harmonisi mi bu yoksa?

Vişne Bahçesi hakkında uzun uzun paragraflar yerine, madde madde alınmış notlar: 

  1. İlkbaharı gelmeyen bir oyun Vişne Bahçesi. İlkbaharın her karakterin sözlerinde özlendiğini hissettiğimiz, mevsimlerin durduğu, insanların mevsimlerin içinden geçtiği bir oyun. 
  2. Baş karakter Lyubov Andreyevna’nın (Vişne Bahçesi’nin sahibi) yakınmaları ve pişmanlıkları ne kadar hayatın içinden ve sıkıntılarına rağmen ne kadar doğal. Eğlencesinden ve boşvermişliğinden hiç uzaklaşmadan, hayatın zorlaştırdığı şeyleri konu açılmadıkça düşünmeden, olacak olanı beklemek. Lyubov hanımefendinin yaptığı bu. Biraz nihilist (bencillik ve boşvermişlik) biraz hayat. Biraz fikir biraz eylem. 
  3. Piyes boyunca karakter Trofimov’un söylediklerine ayrı bir önem vermek gerekir. Hepsine değil tabii. Ama çatışmalar arasında o çatışmaların içinde-de olsa yaptığı tetkikler bakılmalı. Çehov eğer bir karaktere kendini benzetmek istemişse bu Trofimov olmalı..
  4. Belki piyesle bir alakası olmayabilir gibi duran şu notu-da söylemek zorunluluğu hissediyorum: Romanlarıyla ve piyesleriyle hoş gösterilmiş bir coğrafya mı Garp? Yoksa Garp bir-kaç tanınmış insan mı? Bir iklim mi? Bir tez mi? Bir antitez mi? Garp, Şarkın bir alt katı mı? 
  5. Puhu kuşu. 
  6. Toprağın öneminin anlatıldığı, Zola beyefendinin Toprak adlı eserini hatırlayınca, Vişne Bahçesi’ni de bu eserin yanına koymak..
  7. Vişne Bahçesi piyesi, genel olarak bilinen piyes kurallarının karşısında, her sahnede çatışmanın olmadığı bir yazım. 
  8. Derin sessizlikler. Ve sahnede sade, yüzlere, bedenlere odaklanmak.. 
  9. Ve Anya. masum ve lakin zarif avutmalar. 
  10. Nerede başlamıştı bu hikâye, nere de bitti? Biz hiç vişne bahçesini gördük mü? Güneşli miydi, yağmurlu mu? 

Meraklısı içün: Anton Çehov’un Vişne Bahçesi piyesi, İstanbul Şehir Tiyatrosu tarafından Şubat ayının 14, 15 ve 16. günlerinde Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde oynanacak. Biletlerin hedayeleri Şubat ayından sonra 50 kuruş artarak, İndirimli Bilet: 8 tl olmuştur.

 *Tugay Kaban: Şair. Bürde Ağrısı adlı bir kitabı var. Temrin Dergisi'nde yazıyor.