Şeker Portakalı - Josê Mauro De Vasconcelos


Josê Mauro De Vasconcelos imzalı "Şeker Portakalı" kitabını okuma füryasına kültürelf olarak bizler de katıldık. Epey gündemi işgal eden bu kitabı, gündemden aylarca sonra okumanın mutluluğu içerisindeyiz. Kitabı okuduktan sonra, üzerinden zaman geçirmeden, tüm içten duygularımızla incelemeye karar verdik. Önce sizleri epey sıkacağını düşündüğümüz dış incelemesini yapacağız. Ardından da iç incelemeye geçeceğiz.
*
Şeker Portakalı, Brezilyalı yazar, Josê Mauro De Vasconcelos tarafından 1968 yılında yazıldı. Türk okurlarıyla tanışma tarihi ise 1983. Aydın Emeç çevirisiyle, Can Yayınları tarafından yayınlandı ve 200 sayfadan oluşmaktadır. 100'ü aşkın basımı yapılan Şeker Portakalı, ilk yayınlandığı tarihten itibaren, en çok okunan kitaplar arasına girmeyi başarmıştır.

Şeker Portakalı'nın ana karakteri afacan bir çocuk olan Zeze'dir, Kitap, Zeze'nin en iyi dostu, -konuştuğunu düşündüğü- şeker portakalı ağacı Minguinho'yu, bağlılık duyduğu, yetişkin dostu Manuel Valadares(Portuga)'i ve ailenin diğer üyeleriyle, yaşadığı çevreden bazı kişileri içeriyor. (Totoca, Edmundo Dayı, Jandira, Gloria, Bay Arivaldo, Lala, Kral Luis, Luciano, Bay Paulo(Baba), Anne, Cecilia Paim)

Zeze, 5 yaşında, yaramaz bir çocuktur. Problemli bir ortamda yaşamaktır. Ailesi geçim sıkıntısı çekmektedir ve ilişkileri hiç sağlıklı değildir.
Zeze, Rio ve Sâo Paulo sokaklarında akşama kadar haylazlık eder, mahalleliyi yıldırır. Ancak bu yönünün ötesinde, çok akıllı bir çocuktur. Okumayı, okula gitmeden öğrenmiştir, daha küçük yaşlarda para kazanmaya başlamıştır ve problemlere getirdiği aklı başında yorumlarla, zeki yönünü kanıtlamıştır.

Minguinho. Zeze'nin yeni taşındığı evin bahçesindeki şeker portakalı ağacıdır. Zeze, onun konuştuğuna inanmaktadır, bütün problemlerini ona açmaktadır. Kitap boyunca var olan iletişiminden anlaşılıyor ki; Zeze, ağacın konuştuğuna gönülden bir inanç beslemektedir. Hatta Zeze için o denli mühim bir figürdür ki, her üzüntüsünü, acısını ilk onunla paylaşmıştır. Bundan dolayı ki yazar Vasconcelos; bu figürü kitabın ismine layık görmüştür.

Diğer önemli bir karakter, Manuel Valadares. Portuga diye seslendiği bu karakter, Zeze'nin insan noktasında, tek dayanağıdır. Bütün problemlerini gönül rahatlığıyla yaşı kendisinden epey büyük olan Portuga'ya açmaktadır. Portuga da yalnızlığını samimi bir şekilde, Zeze'yle paylaşmaktadır. Zeze, Portuga'ya o kadar büyük bir hayranlık beslemektedir ki, Portuga'nın yaşadığı hazin tren kazasının etkisinden, ağır bir hastalığa düşmüş, günlerce yatakta kalmıştır.. [Hatta Şeker Portakalı'nın bir yönüyle eleştirildiği bölüme tekâbul ediyor. Bazı kesimlerce, bir erkek karakterin, başka bir erkek karaktere; böylesine çıkarsız, safça sevgi beslemesi -bir akrabalık bağı bulunmamasına rağmen- bir sakıncalılık durumu oluşturuyor. //Bu politik mevzuya dair görüş belirtmek, kitabın muhtevasına dair objektif duruştan uzaklaştırabilmesi sebebiyle, bu popülist tartışmanın içerisinde bulunmak istemiyoruz.] Portuga'yla tanışma hikayesi de çok ilginç ve sonucu itibariyle tatlı bir tesadüf oluşturmuştur. Portuga'nın önce, insanların içinde rencide edici bir şekilde Zeze'yi dövmesi, sonrasında ise, bütün yüreğini, saflığını ona açması, onu mutlu etmek için çabalaması, bir tezatlık oluştursa da, Zeze'ye ve hikayeye bir noktada nefes aldırmıştır.

Zeze, sokağımızda gördüğümüz, evimizde gördüğümüz o tatlı afacan...
Yaptığı muzurlukları, içerisindeki sese bağlayarak, -aslında bir vesvese durumu-, bir
kötüye yönelme durumu içerisinde olduğunu çocuk aklıyla bizlere söylüyor. Bunu kabul ederken bile, içerisinde müthiş bir saflık göze çarpıyor. İçinden bir takım sesler duyduğundan, bu seslerin kendisini yaramazlığa yönlendirmesinden ve kendisini buna müdahale edememesinden dem vuruyor.

Kitabın orjinal ismi:
O Meu Pé de Laranja Lima

(
My Sweet Orange Tree)
Zeze, Brezilya sokaklarındaki o yaramaz çocuk. Zeze, farklı ve uzak bir kültüre mensup olmasına rağmen, o denli davranışlar sergiliyor ki, bizi kendi çocukluğumuza veya yaşadığımız çevredeki çocukların dünyasına götürebiliyor. Zeze, hikaye boyunca samimi ve içten bir anlatım içerisinde, öyle ki, çocukluk olgusunu tatlı ve tüm çıplaklığıyla, akademiye ders olacak nitelikte bizlere aktarıyor.

Kitabın kurgusal yönünün yanında, hikayenin gerçekçi tarafı da dikkat çekici nitelikler taşıyor. Vasconcelos'un kitabı 12 günde yazdığına dair bir bilgi mevcut. Dünyaya mal olacak bir kitabın 12 gün gibi kısa bir sürede kurgulanması, ister istemez yazarını da okurlarca hikayenin bir köşesine oturtuyor.
Hatta yazarından hareketle, Zeze'nin gerçek hayattaki yaşantısına dair muzurca bir yorumum olacak. Kitabın arka kapağında Vasconcelos'un yazarlığa başlamadan önce yaptığı işler sıralanmış. Boks antrenörlüğü, ressam, heykeltraşlara modellik, hamallık, gece kulüplerinde garsonluk gibi, geniş bir mesleki alan göze çarpıyor. Bu tecrübeleri, Zeze'nin büyüdükten sonra yer alacağı meslek gruplar olarak görmek, hiç de yavan kaçmayacak bir yorum olur. Zeze'nin 5 yaşında ayakkabı boyacılığı yaptığını, şarkı sözü sattığını, misket ticareti yaptığını ve dönemin Brezilya şartlarını göz önünde bulundurursak tabi.

"Katil!" dedim ona. "Beni hemen öldür. Cezaevi öcümü alacaktır." sf.150

Zeze'nin bu yakarışı, insana tebessüm ettiriyor. 5 yaşında savunmasız bir çocuk olan Zeze'nin, acısını bir yerden çıkaramamasını, hayattan da bıkmış olacak ki, kendisinin ölmesini, öldüren babasının da hapishanede cezasını bulmasını istiyor. -Tabi babası öldürmüyor, daha kötü bir ceza veriyor. Belinden kemerini çıkartıp, Zeze'yi dakikalarca dövmeye başlıyor.-

Sonuç Olarak

Akıcı, kaliteli, samimi bir eser. Gerek içerisinde barındırdığı sokak dokusu, gerek üsluptaki samimi eda ve yazarın hikayeyi baş kahraman Zeze'nin gözünden anlatışı, bir inandırıcılık, samimiyet yüklüyor. Bu yönüyle okunması gereken bir yapıt.

Şu bahsede açıklık getirmek gerekir. Şeker Portakalı'nın, 6. sınıf yaş grubundan başlayarak, yetişkin okurlara kadar geniş bir hitap alanı var. Ufak da olsa bazı küfürlü sözcüklerin, sansürsüz bir şekilde yansıtılması, çok küçük okurlarca kötü karşılanabilir. Ve bu sakıncalı sözcükler, olumsuz anlamda yönlendirmeler sağlayabilir. Bunun dışında bazı haylazlıklar da, ufak okurlarımıza ilham kaynağı olabilir, bunu da hiç bir ebeveyn istemez :)

Şeker Portakalı'nın filmi de çekilmiş, internetten alt yazılı şeklini bulabilirsiniz. Ayrıca Şeker Portakalı'nın devamı niteliğinde iki kitap daha mevcut. Onları da okuyarak, Zeze'nin akıbetini öğrenebilirsiniz. (2- Güneşi Uyandıralım, 3- Delifişek)


erdi demir - 16:55


0 Yorum:

Yorum Gönder

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.

Şeker Portakalı - Josê Mauro De Vasconcelos