ölü kuşlar senfonisi - erdi demir

I.
burası gökyüzüne bakıp da uyuya kaldığımız şehir

karanlığa dair çok şey söylendi
uzak dediğimiz ne varsa ölümden yakın
hayata iliştirdiğimiz son nefes
göz bebeklerimize süzülen son ışık
siyahın nasıl söndüğünü mütemadiyen gösterdi

II.
sabah meltemiyle gökyüzüne süzülen kuşlar

“kanadımın kanı çekilmeden evvel
son bir nefes daha bahşetmez mi bu eşya
son kez avuçladığım ne varsa yazmaz mı
hak yolundan çevrilen her kafaya cellat mı gerek
bu dünya bir kez benim için uçmaz mı”

süzülen kuşları şahit tuttu

“ben hiç ölümle kuşu yan yana getirmedim
siyahın karanlığında ötecek kuş bilmedim
ilkbahardan ötece mevsim de görmedim
kuş dedim, hayat dedim, yaşamak dedim”

ürperti tamamlayabilirdi bu eksikliği

ölümü, siyahı, korkuyu tutup da kolundan
kuşu getiremezsin kanadından
güneşi bilen gözleri çeviremezsin aydınlığından
ayıramazsın yolundan
kuş olmak böyle değil


III.
gökyüzünün göğsünden öperdi kıyamet kuşları

yükseklerde bir nuh
her hayvandan bir kuş
kıyameti gözleyen boncuk boncuk
korkuyla çarpılan her kanat bir meltem
bir damla yaştır usulca süzülen
heyecanla çarpışan o minik kalpten
bir kavga duyulur, ardınca israfil

ay, güneş, bulut, rüzgar, çiçek ve insan
uyumaktalar semaya aldanarak
bir ömür aldanarak
siyah sönmekte
yanarak

erdi demir