Farklı Bir Mevsim: "Ramazan"



Ramazan ayı kameri aylardan olup üç aylar diye tabir edilen recep ve şaban ayının son halkasıdır. Bu ayın alamet-i farikası ay boyunca oruç tutulması olsa gerektir. Ramazan orucu Müslümanlara farz kılınmış bir ibadet olup İslam’ın şartlarından da biridir ve sağlıklı olan her Müslüman’ın ifa etmesi gereken bir görevdir.

Oruç kavramından bahsedecek olursak:
“Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre veya biçimlerde kendini alıkoyma.”(TDK)
"Oruç" kelimesi tıpkı "namaz" sözcüğü gibi Türkçeye Farsçadan alınmış روزه (roza) kelimesinin türevi " روجك rôcik" kelimesinin Türkçedeki söylenişidir. Anadolu da Amasya gibi yerlerde hala rocik veya orucik derler.

Oruç tutma konusunda farklı amaçlar da güdüldüğü olmuştur. Siyasi(ölüm oruçları),sağlık (zayıflama yolları) gibi amaçlar için de oruç tutulduğu görülmüştür.
Ramazan ayında hayatımıza giren ya da bu ay vesilesiyle hatırladığımız belli başlı kavramlar vardır: İmsak, sahur, iftar, ramazan pidesi vb gibi. Bu güzel kelimeler bu kutlu ay içinde sihirli bir sandıktan çıkmışçasına bir yer edinmiştir hayatımızda ve bu aydan sonra da şüphesiz  o büyülü sandığına geri dönecektir.

İslam dininde bu ay ile ilgili birçok ayet, hadis, kıssa, anekdot mevcuttur.

Kuran-ı Kerimde Allah c.c şöyle buyurmuştur:
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.  (Bakara suresi183-184)

Allah Resulü bir hadisinde buyurur ki:
Kalplerinizi  açlıkla nurlandırınız! Açlık ve susuzluk silahı ile nefsinizle cihad ediniz! Açlıkla cennetin kapısını çalmaya ısrarla devam ediniz. Zira nefsini terbiye etmek için mücadele edenin mükafatı, Allah c.c yolunda cihad edenlerin mükafatına denktir. Allah Teala katında,nefsi açlık ve susuzlukla terbiye etmekten daha sevimli bir amel yoktur.Midesini sürekli dolu tutan melekut alemine asla giremez.Oburluğa devam eden ibadetlerden lezzet alamaz! (et-Teberani,el-Mu’cemu’l-Kebir,11694;el-Heysemi,Mecma’u’z-Zeva’id,18216)

Bir başka hadiste ise Allah Resulü şöyle buyurur:
“Kalplerinizi oburca yiyip içerek öldürmeyin! Çünkü aşırı derecede sulanan ekinin öldüğü gibi kalpte ölür!”(Hafız Iraki, Tahricu Ahadisi’l-İhya’da bunun aslını bulamadığını söyler.)

Ramazan ayına dair söylenebilecek söz çok. Şair İsmet Özel demiştir ki:

“Eski adamlar ramazan orucunu tuttuğu halde terbiyenin ve edebin gerektirdiği latif davranışları gösteremeyen kimseleri ‘Hayvanı da bağlasan aç ve susuz durur.’ diyerek kınarlardı. O bakımdan oruç ve ramazan insanlaşma yolunda vazgeçilmez uğraklardır.”

Mesele aç ve susuz durmak değil dostlar, bunu idrak edebiliyorsak belli bir seviyeyi aşmış bulunmaktayızdır. Oruç tutarken terbiye ve edebin gerektirdiği latif davranışlar sergilemek elzemdir. Ez cümle gayemiz “insanlaşmaktır”.

İftar sofrasında ezan beklemek tadılması gereken en değişik duygulardan biridir. Yemek yemenin anlam kazandığı bazılarımızın ise belki sigara belki de çay içememek yüzünden daha agresif/sinirli olduğu bir ay bu. Özellikle bu ayda davranışlarımızda sabır ve sebat vazgeçilmez derecede mühimdir.

Davulcusuyla, pidesiyle, sahuruyla iftarıyla dolu dolu bir ramazan geçiriyoruz diye düşünüyorum. Sıcak ayların zorladığı şu günlerde zor şartlar altında çalışan emekçilerimiz için güç olsa da her zorlukla beraber bir de kolaylık vardır. Bazen bunaldığın sıkıldığın bir anda açık pencereden öyle güzel bir rüzgâr eser ki insan kendini bu rüzgarın kollarına bırakmak ister, açlığını susuzluğunu unutuverir.

Farkındayız ya da değilizdir ama bedenimiz bu ayda müthiş bir dinlenme fırsatı yakalıyor 11 aylık yorucu maratonun ardından tatlı bir mola vermek gibi oluyor ramazan ayı.

Sıradan akşam yemeklerimiz iftarlarla şenleniyor. İftar evvelinde ev içindeki sofra hazırlama telaşesi, fırında sıcak pide kuyruğunda bekleme, tatlılar onlar olmazsa olmazlarımız özellikle favorim sütlü nuriye ve şekerparedir. İftar anında ise sokağı yani hayatı dinleyebilirseniz “bir adı olması gerektiğine inandığım” harikulade bir sessizlik vuku bulur. İftardan sonra içilen çayın ve edilen muhabbetin tadı da bambaşkadır. Minarelerde mahyalar ve şerefe ışıkları gecemizi aydınlatır. Teravihlerde çocuk sesleri ve gece yarısına kadar sokaklar ramazan cıvıltısıyla dopdolu iken sahura kadar uyku da tutmaz gözleri.

Bu ay sayesinde çevremizdeki zor şartlar altında yaşayan insanlarla empati kurma şansı da yakalarız. Düşünsenize en zengin insanı da en fakir insanı da bu ibadeti yapıyor. Aynı camide aynı safta işçisi-patronu, yaşlısı-genci yan yana omuz omuza secdeye varıyor. İslam dini müthiş bir adalet dini desek yanılmış olmayız herhalde dostlar. Farklı bir mevsim olan ramazan ayını iklimine uygun yaşamak dileğiyle.

Sevgiyle kalın, ramazan-ı şerifimiz mübarek olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.