Satranç - Stefan Zweig



Kitabın adı: Satranç
Yazarı: Stefan Zweig
Çevirmen: Ahmet Cemal
Yayın: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 83
Fiyatı: 7 TL

"Satranç" üzerine bir şeyler söylemeden evvel, Stefan Zweig'den kısaca söz etmek faydalı olacaktır.  

Stefan Zweig

Stefan Zweig, 1881 doğumlu Avusturyalı bir yazar. Epey varlıklı bir ailede büyümüş, küçük yaşta kültür-sanat alanında eğitimler almaya başlamıştır. Bu çabanın akabinde 5 farklı dil öğrenmeye mahzar oldu: İtalyanca, Rumca, Latince, İngilizce ve Fransızca... Kültürel ve dilsel alandaki kabileyetlerini, felsefe eğitimiyle perçinleyerek, ortaya müthiş bir birikim koydu. Yine Zweig, lise yıllarından başlayarak şiir sanatıyla ilgilenmeye başladı. İlk şiirlerinde Rilke'den etkilendiği gözlemlenen Zweig, ünlü sembolist şairlerin; Baudelaire ve Verlaine gibi isimlerin şiirlerini Almancaya çevirdi. Sanat alanındaki çalışmalarının yanında Zweig'i gezgin kimliğiyle de tanırız. Farklı kıtalarda bir çok ülkeye giden Zweig'in, birikimlerini Satranç'ın yanında bir çok çalışmasına da yansıdığını söyleyebiliriz. Çalışmalarından söz etmeden evvel, Zweig'in ölümüne dair bir detayı paylaşmak gerekir. 2. Dünya Savaşı sırasında Avrupa'nın içerisinde olduğu durumdan rahatsızlık duyan Zweig. 22 Şubat 1942'de Rio de Janeiro'da eşiyle birlikte intihar etti. Şüphesiz ki intiharın sebepelerinden biri de Hitler'in, Zweig'in doğup büyüdüğü şehre olan saldırıları ve bunun daimi olacağına inanmış olmasıydı. -Satranç'ta da bu noktada intiharına sebep olan durumların tahlilini yapmak için detaylı tarihi bilgiler mevcuttur. Bir araştırma konusu..-

Zweig, psikolojik çalışmaların yanında, biyografi alanındaki çalışmalarıyla da adından söz ettirdi. "Üç Büyük Usta: Balzac, Dickens, Dostoyevski", "Kendi İçindeki Şeytanla Savaşanlar: Hölderlin, Kleist, Nietzsche; Romain Rolland; Marie Antoinette; Magellan, Stendhal, Erasmus, Fouche" gibi çeşitli isimlerin de biyografisini yazan Zweig'in bir çok alanda eserleri mevcut. 

Satranç

Kitabın konusuyla başlayalım. Öykü Newyork'tan, Buenos Aires'e giden bir vapurda geçer. Vapurda tesadüfen bulunan iki profesyonel ve bir amatör satranç oyuncusunun bir maksat üzerine tutuştuğu çekişmeli oyunu anlatır. Bu oyun, bir gazeteci tarafından dünyanın en iyi satranç oyuncusu olarak adlandırabileceğimiz Mirko Czentovic'e dair bilgi edinmek ve haber değeri taşıyacak bir iki izlenim edinmek için düzenlenmiştir. Ancak oyuna sürpriz isimlerin de katılması işin boyutunu değiştirmiş, ve farklı hikayeleri de gündeme getirmiştir. Şöyle ki Dr. B. isimli bu müphem karakter, McConnor ve anlatıcının, Czentovic'le yaptığı ortak oyuna bir anda ortak olur. Ardından anlatıcıyla, Dr.B'nin geçmişine dair bir gezintiye çıktığını gözlemliyoruz. Bu sırada Dr. B'nin ayrı bir hikaye sayılacak hayat hikayesine nüfuz ediyor. Bu noktada da anlatıcın hikaye içerisinde, kurguladığı hikaye oldukça ilgi çekici bir hal alıyor. Belki de Zweig'in biyografi alanındaki kuvvetinin, hikayeye bir yansımasıdır. Satranç içerisinde ayrı ayrı dramlar taşıyor. Psikolojik tahlillerin açıklığı, tutarlılığı ve gerçek hayatla ayniliği.. Sade, temiz ve anlaşılır bir üslubun kullanılışı açıkçası Satranç'ın vermek istediği bir çok şeyi kolaylıkla idrak etmemizi sağlıyor. Bu açıdan da ciddiye alınır bir eserdir.


Okur Değerlendirmesi

Yabancı edebiyata mahsus eserlerde ilk ölçütüm, hikayenin dokusuna zarar vermeden; ambiyansı, hissiyatı tahayyül edebilmemdir. Yani çeviri kalitesi. Doğru bir çeviri, yazarın ifade edemediği noksan kısımları dahi okur zihninde canlandırabilir. Ahmet Cemal çevirisinin, bizden bir parça taşıdığı konusunda ikna edici bir yanının olduğunu söyleyebilirim. Tüm ambiyansı, tüm hissiyatı fazlasıyla yakalayabiliyorsunuz. Malumunuz Satranç, telif noktasında bir serbestiyet barındırdığı için bir çok yayın evinden çevirisi mevcut. Hepsi olmasa da kimi tanınmış yayın evlerinden çıkanları makul görebiliriz. Ama ki temiz bir çeviri arıyorsanız, İş Bankası yayınlarını tercih edebilirsiniz.

Hikayeyi genel anlamda beğendim. Biraz şımarıkça olacak ama yazarımıza bir sitemim var. Czentovic karakterinin o durgun tavırlarının altında yatan psikolojiyi tam olarak yakalayamadım. Anlatıcının yoğun bir şekilde hissettiği merak duygusu, açıkçası okur için de geçerli sayılabilir. Keşke o sırlı ruh halinin altında yatan yaşanmışları daha şeffaf bir şekilde yansıtabilseydi. Olsun diyelim.. Bir okur nazıdır. Hikayenin kıymetine zarar verici bir durum arz etmez.

İkinci kısım Dr. B. Satranç'la tanışması. Satranç oyununu adeta bir saplantı haline getirmesi, belki eşinin benzerinin, coğrafyamızda yahut daha evrensel ölçekte gözlemlenememesiyle alakalı olacak ki hayal edilebilir bir ölçütün üstünde yer alıyor. Acaba diyor insan, "Kim kendi kendine bu denli ileri düzey zeka oyununu hamlelerin öncesini, sonrasını aklında tutarak oynayabilir?" Zekanın bir hesap makinesi ayarında mekaniklik kazanabilmesi ne derece makuldür? Tartışmaya açık bir konu. Nörofizyoloji üzerine eğilen okurlarımızdan bu konuda bir bildirim bekliyoruz. Bizler için aydınlatıcı olacaktır. İkinci konu ise, "Kendi kendine oynadığı bu oyundaki  yenilgileri, kendi yetersizliğine yorup yine kendi karakterini nasıl kendine düşman görebilir?" bu da psikoloji ilmiyle ilgilenen dostlar için aydınlatılması gereken bir konudur. -Bu iki konu üzerine değinecek bir zaman dilimi oluşturabilirsek, yeni bir yazıyla en azından ilmimiz yettiğince değerlendirmelerde bulanmak isteriz.-

Hikayemiz her yönüyle aslında hayatta sıkça rastladığımız davranışları, refleksleri konu ediniyor. "başarı hırsı", "galip gelme hırsı", "merak duygusu", "gazetecilik etiği", "tutkular", "zaaflar" vb. bir çok başlık altında derin tespitlerde bulunulabilecek önemli noktalar mevcut. Bunun dışında Tarih ilmiyle ilgilenen dostlar için de önemli detaylar içeriyor. Nazilerin agresifliği, yıkıcılığı genel hatlarıyla Tarih bahsine ilgi duyan birçokları için bilinenin ötesindelik taşımıyor. Ancak bu örgütün bürokratik bir kuruluşu olan "Gestapo" hakkında ileri düzey bilgiler ve tespitler yakalanabilir bir eser. Kurgu metin yazan bir sanatkarın, Tarih ilminin önemli bir kıstası kabul edebileceğimiz "Objektif"lik gibi bir disiplini ne derece taşıyabilir o da ayrı bir soru işaretidir. Hele ki yazarımız, Yahudi olması hasebiyle, bu örgütten ve bu örgütün politik anlayışından fazlasıyla zarar gördüğünü düşünürsek!

-Yabancı kaynaklarda Satranç ve Tarihsel bakış açısı üzerine muhtemeldir ki çalışmalar mevcuttur. Ama yerli kaynakların olmaması, bizi böyle önemli bir detaydan mahrum bırakabiliyor. Bu konuyu da Tarih ilmine vakıf  arkadaşlarımıza paslayarak, yazımıza devam ediyoruz. -

Satranç'a dikkate değer gördüğüm bir kaç alıntı:

"gözler az gördüğü, kulaklar az duyduğu ölçüde hayal gücü artar. "

"
dünyayı değiştiremiyorsan dünyanı değiştirirsin. hepsi bu"

"
birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaşı başlattığı gibi. "

"
gerçek doktor, her hasta ile yaşayıp ölendir. "

"
yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapamaz. "

Satranç, her yaş gurubu için okunur nitelikte bir kitap. Ama illa bir sınırlama getirecek olursak +10 yaş klasmanında değerlendirebiliriz. Stefan Zweig'in psikoloji alanındaki yetkinliğini rahatlıkla gözlemleyebileceğiniz bu kitabı, tüm kültürelf okurlarına tavsiye ediyoruz... İyi okumalar.