7. Edebiyat Mevsimi - İkinci Gün



"Hür Tefekkürün Kalesi: Dergiler" temasıyla bu yıl 7.si düzenlenen "Edebiyat Mevsimi" etkinlikleri, 19. Ekim itibariyle başladı. 24 Ekim'e kadar sürecek etkinlikte; konuşmacılar, dergicilik ekseni etrafında konferanslar verecekler. Bir çok önemli ismin de konuşmacı olarak katıldığı Edebiyat Mevsimi etkinlikleri, Türkiye Yazarlar Birliği'nin İstanbul Şubesinde 24 Ekim'e kadar devam edecek.

Edebiyat Mevsimi'ne dair teferruatlı bilgiyi TYB İstanbul'un resmi sitesinden yahut Dünya Bizim'den edinebilirsiniz. Ancak etkinliğin izafi yönünü de merak ediyorsanız, yazıyı okumaya devam edebilirsiniz.

Edebiyat Mevsimi etkinliklerine ilk defa katıldım. Daha önceki etkinliklere pek teveccüh gösteremedim. Bunun yegane sebebi, bir kültür-sanat başkenti olan İstanbulumuzdan uzaklarda olmamdır. İstanbul'a kesin dönüş yapmış olmanın nimetlerinden biri de ilgi alanınız dahilindeki etkinliklere alaka gösterebilmektir. Biz de bu yakınlığın kıymetini bilelim diyerek, TYB'nin İstanbul şubesine gitmiş bulunduk. 

Katılmak istediğim program, 13:00' daki: "Kuşakları Besleyen Dergiler" adlı oturumdu. Konuşmacılar: Hayriye Ünal, Bünyamin Yılmaz, Mürsel Sönmez ve İsmail Kılıçarslan'dı.

Oturuma yarım saat erken gelmenin tadını çıkararak TYB'nin hemen dışında kurulan dergi stantlarını gezdim. Dergileri inceledim. Epey geniş çaplı bir stanttı. Aklınıza gelebilecek tüm dergileri stantta bulabiliyorsunuz. Bu anlamda da konferansın ruhuna uygun bir vaziyet taşıdığını belirtmek isterim. Ayrıca onca dergi arasından bizim de nasibimize, Melâmet'in 2. ve 3. sayısı, Âyîne dergisininde bir kaç sayısı düştü. Bu güzel dergileri bize hediye eden bayan arkadaşımıza da teşekkür ediyorum. Bu inceliği de tüm TYB'nin temsilinde hafızamın ayrı bir köşesine bırakıyorum. Aslına bakarsanız kültürel etkinliklerin gönüllü temsilciliğini yapan hanım arkadaşlar, işe ayrı bir profesyonellik katıyor. Gerçekten çok gayretli ve ince fikirliler. Erkekler'in dişe tırnağa gelmez hakimiyetlerine de en sempatik yoldan darbe vurduklarını düşünüyorum. İkramlardan tutun da stantlara kadar, hatta etkinlik yönetimine kadar bayanların ince ruhunun yansımalarını görüyoruz. Bu anlamda da etkinliğe ayrı bir kıymet yüklüyorum. 



Etkinlik, Kılıçarslan'ın geç teşrif etmesiyle buçuk gibi başladı. O yarım saatlik arada farklı ikramlarda da bulunuldu. Mesela Fethi Gemuhluoğlu hocanın, "Dostluk Üzerine" adlı cep kitapçığı dağıtıldı. Yine Bir Nokta dergisinin, Cahit Koytak imzalı "Gazze Risalesi" adlı çalışma hediye edildi. Bu hediyelerle birlikte, etkinliğin bereketi biraz daha arttı. 

Oturum kısmı Bünyamin Yılmaz'ın sunumuyla başladı. İlk konuşmacı Hayriye Ünal'dı. Daha önce adını duymakla birlikte, kimi çalışmalarına da denk gelmiştim. Bu anlamda güzel bir tanışıklık oldu. Hayriye Ünal, Hece Dergisi'ni temsilen, dergiciliğe dair fikirlerini paylaştı. Dergiye gelen metinlere bakışlarının nasıl olduğundan, değerlendirme kıstaslarından bahsetti. Bu anlamda Hece dergisinin zihnimdeki sisli görünümü, biraz daha dağılmış oldu. Ardından söz İsmail Kılıçarslan'a geldi. Şiirlerine olan alerjimi, fikri üslubuna dair duyduğum rahatsızlığı bilen bilir. Ama o denli güzel bir konuşma dinledim ki, kafamdaki bütün ön-yargıyı silip attı. Şiir hayatının nasıl başladığından başlayarak, edebiyat dergilerinin çıkış ve yayınlanış maceralarına kadar bir kısım malumatlarını paylaştı. Edebi anlamda ortaya koyduğu bu tecrübesini, edebi gayelerini pür dikkat dinleyerek, şahsi anlamda fikir yolculuğuma katkı sağlayacak bir çok önemli detay edindim. 

Son olarak da Mürsel Sönmez abi konuşmasını yaptı. Konuyu Varoluş'tan başlayarak, tüm dünyayı da işin içine kattıktan sonra nihayet mevzuyu dergiciliğe getirdi. Bir Nokta dergisine dair kimi detaylar paylaştı. Onun dışında günümüz dergicilik anlayışına dair bir takım görüşlerini ifade etti. Zannım odur ki Mürsel abinin konuşma süresine, bir kaç saatlik takviye yapılabilseydi ana konuyu daha net idrak edebilecektik. Ancak olsun, Mürsel abinin heyecanını, şevkini de görmüş olduk. Önceden tanımıyor olmamamın da ayıbını hissederek, tecrübelerinden faydalanabileceğim bir ağabey daha edinmiş olduk.

Etkinlik verimli oldu, bana çok şey kattı. Onun dışında bir kaç tane dergiye de sahip oldum. Ön yargılarım kırıldı. Mutlu mesut ayrıldım. Etkinlikten bana 1 saatlik ses kaydı ve soru-cevap kısmında sorulan bir soruya karşı İsmail Kılıçarslan'ın kıymetli cevabı kaldı. Ses kaydı içi tıklayın. (Eklenecek)

"Ben şöyle bir noktaya geldim son zamanlarda. 'Çıkayım bir deklarasyon yayınlayayım ve diyeyim ki kardeşim: "Beni şair diye biliyorsunuz siz. Ben şair değilim. Yazdıklarım da şiir değil.  Bu kitapları da bastığım için çok pişmanım. Yeter ki siz, müslüman kardeşlerim, benim etimi çiğneyip durmayın. Ya sizin güzel hatrınız sağolsun kardeşim. Ben şair olmaktan vazgeçeyim. Yeni Şafak'ta köşe yazmaktan vazgeçeyim. Sizin güzel hatrınız olsun. Yeter ki benim etimi çiğneyip durmayın. Yazık çünkü dünyanızı da karartıyorsunuz, ahiretinizi de karartıyorsunuz. Bu benim açımdan böyle. Ve ben şöyle bakıyorum son zamanlardaki tartışmalara, kardeşim bu tüm tartışmaların uzağında Türkiye yangın yerine dönüşmüş durumda. Biz de Türkiye bir başka yangın yeriyken, balkan savaşları dururken birbirleriyle çekişip duran İttihat terakki subaylarına benziyoruz. Bugün benim gavur diye nnitelendiriyim kesimler, müslümanlara karşı ittifak edip bizleri yok etmeye çalışıyorlar. Yani senin elinden iktidarın gücünü falan almak istemiyorlar, yok etmek istiyorlar bildiğin. Senin varlığına tahammül edemiyorlar. Bizse o büyük gavur ittifakına karşı birbirimizle didişip duran küçük mahalle tavuklarına benziyoruz [.....] Sidikli ufacık iktidarlarımıza karşı birbirimizi kırıp durmaya devam ediyoruz."
Benim baktığım yerden, kabaca haset var. Ben birine haset ediyorum. Biri bana haset ediyor. Oysa ortada paylaşılamayan 5000 okur var. "Bu 5000 okuru 5001 kim yapacak?" ortada böyle bir soru yok. O 5000 okur üzerinden çöpleniyoruz. Tavukların yerlerden çöplendiği gibi çöplenmeye çalışıyoruz... Ben bu oyunun dışındayım velhasıl. Tüm müslümanlara bu oyunun dışında olmalarını tavsiye ediyorum. "

Programın tamamını dinlemek için tıklayın. (Eklenecek)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.