Müstakil Gazete'nin Okur Nezdinde Karşılığı



Merhaba sayın okur. Bilirsiniz ki kültürelf'de pek gazeteler üzerine konuşmayız. Kimi çekinceler bizi konuşmamaya itebiliyor. "Çekinceler"den anlamanızı istediğimiz, siyasi konumlandırmalardan uzak kalmayı tercih etmemizdir. Sebebi türlüdür. 

Bugünlük farklı bir yol izlemeyi tercih ettik. Bir gazete var ki, bize bu parantezi açtırmayı zorunlu kıldı. O gazete, 11.01.2016 itibariyle yayın hayatına başlayan, "Müstakil Gazete"

Diriliş Postası'nı biliriz, ilk çıktığı günlerde müthiş bir heyecan yaratmıştı. Camiada herkes bir duyarlılık yakalamıştı. Bir sahip çıkma hissi vardı. Ve bu uzunca bir süre devam etti. Kimimiz abone olduk, kimimiz düzenli aralıklarla takip ettik, kimimiz de tanıtım noktasında elinden geleni yaptı ve geldiği nokta itibariyle güzel bir hava yakaladı. Bu güzel havayı yakalamak için, okura iyi bir deneyim yaşatmalısınızdır. Ona istediğinden, bildiğinden öte farklı düşünce alanları açmalısınız. Diriliş Postası böyle bir gazetedir. Tabi ki bunda Hakan Albayrak öncülüğünde, bir çok usta kalemin yoğun mesaisi etkiliydi. Bizim gazetemiz diyorduk. Sermaye, reklam taktığımız şey değildi. Halis bir niyetle dostlar arasında yayılmasına vesile olacak bir durumdu tüm gördüklerimiz.

Neydi gördüklerimiz: 

Kafkaslar'dı, Balkanlar'dır, Kudüs'tü, Şam'dı, mazlumların iniltisiydi. Gönül coğrafyamızdı velhasıl... Sistem görüyorduk.  Yenilik görüyorduk. Halka inmişliği görüyorduk.. En önemlisi de yapıcı eleştiriyi ve muhafazakar entellektüelliği görüyorduk. Bu bir gazeteyi okunur kılacak bir vasıftı. 

Gel zaman, git zaman. Diriliş Postası artık kemikleşmiş basının yanında, yavaşça kendini göstermeye başlamıştı. Mutlu olmuştuk. Ancak bir şeyin popülerleşmesi, istenmeyen durumları da yanında getiriyordu. Güç odaklarına, gönül odaklarına duyulacak hürmetli yaklaşımlar. Hakan Albayrak, kendi ifadesiyle "yandaşlık"ı kabul ediyordu. Ama bu gerçekliği ve ironiyi aynı oranda taşıyan bir mizansendi. Bize dokunmuyordu. Çünkü, biz gönül coğrafyamıza, memleketimize hizmet edenleri baş üstünde tutabilecek vefayı zaten taşıyorduk. Ancak gördük ki kendi Diriliş'imizden hazzetemeyen çevreler de vardı. Onlar kendi diriliş yöntemlerine zeval gelmesinden rahatsızlık duyuyorlardı. Yahut şahsi hesaplaşmaları diyelim, bu da bir ihtimaldir. Esasında Diriliş'e bir ayar çekmeliydi. Çekildi de. Bu mecradaki yön verici bazı isimler, bertaraf edildi. -Sebebini resmi bir ağızla hala işitmiş değiliz. İşitseydik eğer, dikkate alabilirdik. Belki de tatmin edici bir açıklama üretilememişti. - 

Bertaraf edilen bu isim, Diriliş gemisindeki kaptanımızdı. Kaptanımız gemiden ayrılınca, gemiye emek veren, batmaması için her şeyi yapan yolcular da vefasızlığın karşısında durarak, gemiden ayrıldılar. Ve o gün o gemiye, ortak mazimizden dolayı güzel bir üslupla, "Hayırlı yolculuklar" deyip yolumuza baktık. Ancak bu dalgalı, bu fırtınalı yolculukta çok sağlam olmasa da, bizi götürebilecek bir vesaite ihtiyaç vardı. Eski yolcuların aklında olmayan bir vesaitti bu. Ama bir kişinin aklına gelmişti. Eski kaptanın... Eski kaptan, hemen gerekli planlamaları yaptı. Borçla, harçla bir gemi inşasına başladı. Gemi inşa oldu. Ardından geminin mensubu tüm kalemler, tekrar güverteye adımını attı. Sonrasında vefanın ve inancın tesiriyle, eski yolcular; kaldıkları yerden tekrar yolculuğa çıktılar. bugün yolculuğun ilk günü. Herkesin temennisi, geminin uzunca bir zaman batmamasıdır. Çünkü geçmesi yüzlerce yıl sürecek bir okyanus bu. Daha iyi bir gemi bulana dek, yahut gemimiz batana dek, içinde olacağımız gemi budur.

Babam eski bir Vakit okurudur. Dolayısıyla küçüklüğümden başlayarak, yıllarca beslendiğim bir kaynaktır. Sonraları Sabah'ı tanımışımdır. Türkiye'yi Star'ı ve Yeni Şafak'ı tanımışımdır. Okumuş ve zihnimi beslemişimdir. Daha sonraları da kısa bir mazimiz olsa da Diriliş Postası'nı her gün, her sabah okumuşumdur. Destek olmuşumdur. Abone olmuşumdur. Tanıtmışımdır, anlatmışımdır. Ancak bu güzel gemiler, eskisi gibi yolculuktan haz aldığım gemiler değiller. Sebebi türlüdür.

Ben de tanışıklığın da etkisi, hürmet duyduğum abilerin gemilerine bindim. Yolculuk müddetince, gemiyi; koruyup, kollayacağım inşallah. Gemi bizimdir çünkü. Şahıslar çeker gider. Her hareket tarihe iz bırakır. Biz kendi metodumuzla iz bırakmak isteyenlerdeniz. Eleştiri. Sorgulama. İnanç ve Umut. Bu yolculuktan beklentilerimdir.

Tüm dostları bu gemiye çağırıyorum. Biniş ücreti 1 tl'dir. Her gün istediğiniz saatte kaldırabileceğiniz bir gemidir. Umarım yolculuğumuz daim olur. İstikrarlı olur.

Hayırlara vesile olsun.

1 yorum:

  1. Güvendiğimiz,sevip saydığımız ağabeylerimizin arkasında durmak vefa borcumuzdur,üstümüze düşen ne ise yapmaya çabalayacağız. Kardeşim Erdi Demir'in de ifade etmeye çalıştığı gibi "daha iyi bir gemi(tertemiz bir gemi) bulana dek,yahut gemimiz batana dek,içinde olacağımız gemi budur." Yolun yolumdur dostum, selam ederim...

    YanıtlaSil

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.