Selimiye Camii Neyi İfade Eder?

11.02.2016 - Selimiye Camii - Erdi Demir
Bu soruya kendi perspektifimden bir cevabım olacak. Bilgilendirici bir yazı olmaktan öte, yalnızca subjektif fikirler barındırdığını evvela belirtmek gerekir. Cami hakkında bilgi almak isteyen, şu makaleyi (Selimiye Camii) okuyabilir. Ayrıca sanal gezinti için: (Selimiye Camii - 3D Sanal Tur)

Selimiye Camii Ne İfade Eder?

Selimiye Camii, tarihsel ve dinsel bağlamda, sosyolojik bağlamda hatta ekonomik bağlamda değerlendirilebilir. Ancak bu yazının muhtevası farklı bir noktayı kapsamaktadır. "Gönül coğrafyamızda, Selimiye neyi ifade eder?" buna değineceğiz. 

Hikayeyi en başından, özetleyerek alalım:

Selimiye maceram, 11.02.2016 tarihinde, Küçükçekmece Belediyesi, Bilgievleri personelleri, motivasyon gezisine katılmakla başladı. Saat 07:00 itibariyle başlayan bu yolculuk, akşam 20:00 itibariyle sona erdi.

Mimar Sinan'ın üç dev eserinden yalnızca bir tanesini ziyaret etmiştim. O da yaşadığım şehirde bulunan "Süleymaniye Camii" idi. Bu ziyaret, fikri anlamda bir farkındalık yaşatsa da Mimar Sinan'ı tanıma noktasında sadece bir adım sayılabilirdi. O sebeple geriye kalan iki önemli eseri, "Şehzade Camii" ve "Selimiye Camii" ni de görmek gerekirdi. Bir adım daha atarak Mimar Sinan'ın ustalık eserini de gördük. Hamdolsun. Tabii bir bütün oluşturabilmek için henüz yolun başı. Mimar Sinan'ın sayısız eserinden sadece bir ikisine vakıf olabilmek, tanıma adına bir eksikliktir.

Edirne, Türkiye'nin batıdaki son kalesi. Sayısız defa el değiştirmiş, üzerinde nice savrulmalar yaşanmış bir toprak parçası. İşte bu savrulmalara 16. yy'da tonlarca ağırlıkta bir mühür vuruluyor. Müellifi Mimar Sinan. Mührün ismi de Selimiye.

Edirne'yi Türk yurdu kılabilecek sayısız eser mevcuttur. Ancak bu eserlerin de üstünde, Edirne'nin göğünü sahiplenebilecek bir yapı varsa, o da Selimiye'dir. Belki de Edirne için bir kaderdir bu yapı. Anadolu'yla irtibatını sağlayacak, bir aidiyet hissi yaşatacak öz evlattır Selimiye. Mesela Ayasofya üvey evlattır. Selimiye ise bizzat medeniyetimizin evladıdır. Bu anlamda, Edirne'ye karakol olabilecek başat bir yapıdır. Farkı budur.

Batı Trakya topraklarını kaybetmemiz hazindir. Hala da o deneyimler, zihnimizin en canlı yerinde muhafaza edilir. Bu bedbaht deneyimler, Selimiye'nin kıymetini her daim canlı tutmaya yetiyor da artıyor. Tabi her deneyim, insanın elini kati mana da güçlendirmez. Bazen önceden düşünülmüş, çoğu zaman farkında olmadığınız unsurlar, kaderinize etki edebilecek kuvvettedir. Bu kuvvet mesela Selimiye'dir.

Garbın ne koparsak kârdır dediği, balkan mevzuuna gelelim. Doğu Trakya da bu kârlardan bir tanesiydi Batı için, bu kâr için de toplu tüfekli savaşlar verdiği malumunuzdur. Ancak her şeyin topla tüfekle kazanılmadığı bir çağda yaşıyoruz. İşte Selimiye'nin mimarı bu çağın denklemlerini iyi okumuştur. Bunu da salt mimari bilgiyle sağlamadığı apaçıktır. Derin bir düşünce dünyasının ürünüdür bu hamleler. Aynı zamanda Osmanlının asırlık tasavvurunu da betimleyecek ölçütte hamlelerdir.

600-700 yıllık Osmanlı tarihine, nice kıtalarda nice coğrafyalarda sayısız damgalar vurulmuştur. Hicaz'da, Yemen'de, Bosna'da Tunus'ta, Halep'te, Cezayir'de, Fas'ta. Belki bu coğrafyalar, Edirne'yle aynı kaderi paylaşmasalar da hala gönül dünyamızda bizimledir. Gönül, eşyadan da mekandan da büyüktür elbet. Ancak bunun ötesinde, bilincimizin derinlerinde hala bir cihat ögesidir bu noktalar. Gönülle, mekanın birleşeceği zamanı da yaratan bilir.

Selimiye'den hareketle, tüm gönül coğrafyamızda nice mühürler mevcuttur. Bu mühürleri söküp atabilecek; hiç bir kuvvet, hiç bir silah yoktur. Misal Haleb'i yerle yeksan da etseler, hafızarılamızda barınacak bir kaya parçası nispetinde de olsa bir mühür bulunacaktır. Bizim için yeter de artar bile. 

500 yıllık Selimiye, 16. yy'ın ürünüdür. Bugün kendimize sormamız gereken de şu olmalıdır. Yapılmış bir baraj mı, gönlü daha dinç tutar; yoksa bir çeşme mi? Onun için canla başla gönlün kabul edeceği hizmetler üretmeliyiz. Bizim dışımızda devlet de bir şeyler planlamalıdır. Sanıyorum günümüzde TİKA aracılığıyla faaliyetler hala devam ettiriliyor. Evet faal olmak güzeldir. Ama asırlar boyu muhafaza edilebilecek, sökülüp atılamayacak faaliyetler daha önemlidir. Bu iki noktayı iyi ayırt etmek gerekir.

Ez cümle, Selimiye dev bir mühürdür. Edirne'nin neden bizim olduğunun cevabıdır. Batının, sınırları içerisinde bulunmasından rahatsızlık duyacağı bir yapıdır. Ve farkındadırlar, içerisinde Selimiye'nin olduğu bir Edirnei asla Batı'nın olamayacaktır.

Onun için var olsun, Sinan. Var olsun Selimiye. Var olsun Edirne.