Etnospor Kültür Festivali'nin Ardından


Dünya Etnospor Konfederasyonunun ilk kez düzenlediği "Etnospor Kültür Festivali", bu sene Küçükçemece, Bezirganbahçe meydanında yapıldı. Bilal Erdoğan'ın önderliğindeki Etnospor Festivali, Temel Karadeniz işbirliğiyle 3 gün sürdü. (26,27,28 Ağustos 2016) 

Etnospor; 11 yerli spor branşının, (Yağlı Güreş, Şalvar Güreşi, Kuşak Güreşi, Atlı Cirit, Atlı Okçuluk, Yaya Okçuluğu, Aşık Oyunları, Kökbörü, Aşırtmalı ve Kapışmalı Aba Güreşi, Mas(Ağaç) Güreşi, Mangala) ve her Türk boyunu temsilen oluşturulmuş etkinliklerin yer aldığı bir kültür festivali.

**

27 Ağustos 2016 günü, benim de festivale katılma şansım oldu. Bu yazımızda, Etnospor Festivalini kendi nazarımdan ele alacağım. Bilgilendirici bir yazı olmaktan çok, bir deneyim yazısı olacaktır. Detaylı bilgiyi zaten resmi sitesinden edinebilirsiniz. (http://etnosporfestivali.com/blog/)

Türklerin, Orta Asya ideallerinin, hep içlerinde bir ukde olarak kaldığını düşünürüm. Ne zaman siyasi bahisler açılsa, içerisinde; Orta Asya, Orta Doğu ve Balkan özlemlerine dair hissiyatlar dile getirilir. Koca bir çınar ağacının, toprağına duyduğu hürmetle alakalıdır. Bizlerin de kökleri, dünya kıtalarına öyle bir salınmış ki, kendi içimize dönmemizi mümkün kılmıyor. O yüzden hürmet ve özlem ile anarız Orta Asya'yı. 


Tika'nın son zamanlarda gelişen, Balkanlardaki faaliyetleri mâlûmdur. Şimdiye kadar duymadığımız önemlilikte haberlerle yüzümüz gülmüştür. Yahut derneklerimizin, vakıflarımızın Orta Doğu hassasiyetleri... Sıkça işitiriz... Ancak bu denli yüz güldürücü haberleri, Orta Asya'dan nadir işitirdik. Tabi kasıt; üniversite, okul açmak, komisyon kurmak değil. Gönül köprüsünün inşasıyla alakalı.

Üzerimizde ölü toprağı geziniyormuş gibi bir hissiyat taşıyoruz... Ancak 2014'e doğru, -belki kasıtlı-belki kasıtsız- rüzgarın yönü değişti. 10 Aralık 2014'te "Diriliş Ertuğrul" adlı diziyle yepyeni bir iklimin oluşmaya başladığını gördük. Atlaslardan aşina olduğumuz, Türklük sembolleri, Türk yaşayış tarzı, artık televizyon ekranlarıyla karşımıza çıkmaya başladı. İnsanlar da bu yeni heyecana teveccüh göstererek bir sürecin gönüllü oluşturucuları oldular. Akabinde ülkede büyük oranda yeni bir algılayış oluşmaya başladı. Sokaklarda, evlerde Kayı boyunun bayrakları, dillerde döneme dair çeşitli hikayeler vs... Yeni bir süreci beraberinde getirdi. İşte bu trendin devamı niteliğinde bir hamle de Etnospor Kültür Organizasyonu'dur. Öze dönüşteki ilk adımları karşılaması açısından, Etnospor Kültür Festivalini ve ikincil gayesinin ciddiyetle ele alınmasından yanayım.

Bilal Erdoğan'ın şu ifadesi, fikrimi kuvvetlendirir niteliktedir. 

"Bizler millet olarak geleceğe kendi kimliğimizle yürümeye karar verdiğimizi bütün dünyaya göstermiş olduk.."
Bu konu, bütünüyle niyetlerle açıklanamayacak kadar çetrefilli bir konu. Tamam güzel düşüncelerle adımlar atılmıştır, bir şeyler hedeflenmiştir. Anlaşılır. Ancak bu girişimin, halk nezdinde bir karşılığı yoksa, bir hükmünün de olmayacağına inanıyorum.

Peki, bu iştirakin "Hükmü nedir?" yazının bu kısmında ele alacağım.

Etnospor, 30 bin m2'lik bir alanda faaliyete geçti. İçerisinde müsabakalara ayrılmış pistler, dinlenme yerleri, mescitler, stantlar, büfeler, onlarca kültürün temsil edildiği obalar, çadır alanları vb. epey hacimli bir planlamayla faaliyete başladı.

O gün, şunu gözlemledim. Festivalde, nerede bir etkinlik varsa, orada bir insan yoğunluğu görülüyor. Çadırlara girip çıkılıyor, yöresel tatlar deneniyor. Etkinlik alanlarında kimisi ata biniyor, kimisi ok atıyor. Bir yerlerde çömlek yapıyor bir usta. Birileri demir dövüyor. Başka bir noktada Nasreddin Hoca fıkraları anlatılıyor. Müsabaka meydanında ciritler havada uçuşuyor. İnsanlar şaşkın vaziyette ciritleri takip ediyor. Güreşçiler er meydanında güreşiyor. Halk etrafında halka oluşturuyor. Bir Türkmen dayı, Türkmen şapkası satıyor. Kımız ikram ediyor. Bir ablamız, Tarhana'dan yapılmış- saf doğal cipslerden ikram ediyor. Sırtında meşrubat taşıyan abiler, çeşmelerinden çocuklara meyan kökü dolduruyor. Soğuk soğuk içiliyor. Her obada, bir topluluğun bayrakları açılmış. Herkes güler yüzlü, herkes meraklı. Şaşkınlıkla ne olup-bittiğini anlamaya çalışıyor.

Vel hasıl, dev bir görüntü sunuldu bizlere... "Dev uyanışlara" öncülük edecek kıymette bir organizasyon olduğunu düşünüyorum... 

Ancak bazı noktaları da tartışmaya açık görüyorum. Batı tarzı spor anlayışından, hızlıca doğuya dönmemiz o kadar da mümkün değil. Açıkçası insanların, doğuya hürmeti, tarihi sevgiyle ve biraz da nostalji arayışıyla karşılanabilir. Hala bu tarz oyunları, hayatın içerisine nasıl çekebileceğimizi açıklayabilecek bir argüman göremiyorum. Tüm dünyayı kasıp kavuran, asırlık bir spor organizasyonu mevcut. "Olimpiyat". Biz de bunun karşısına, henüz Türk toplumunun yeni yeni tanıştığı bir heyecanı, "Etnospor"u oturtmaya çalışıyoruz. Bence sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Hatta gittikçe de daha zor bir hal alabilir. Çünkü mevcut Türk toplumun kodları o denli farklılaştı ki, ikisi arasında bir tercihe yönelse; gönlü, Etnospor'u, aklı da Olimpiyat'ları ister. Çünkü tüm yaşamsal argümanlarımız, batı zihin tasavvuruyla sarmalanmış durumda. Kodlar birbirini tutmayacaktır. Ve zaman geçtikçe de aradaki uçurum açılmaya başlayacaktır. Odaklanılacak esas nokta, geleneksel oyunlarımızı, çocuklarımıza en erken yaşlarda nasıl ulaştırabileceğimiz, olmalıdır.. Belki eğitim müfredatlarıyla, belki çocukların sosyal hayatının tamamına nüfuz edecek şekilde... Çok ciddi ve zor bir yolculuktur. Allah yolcularını utandırmasın.

Son not: Etnospor kültür festivaline katılma imkanınız varsa, mutlaka katılın. Gelecek sene buradan festival tarihlerini belirteceğiz, takipte kalın.

Çektiğimiz bazı fotoğraflar:











erdi demir - 21:01


0 Yorum:

Yorum Gönder

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.

Etnospor Kültür Festivali'nin Ardından