Bal Tutan Parmağını Yalamaz, Yıkar!


türk dil kurumu, "bal tutan parmağını yalar." atasözünü, "imkânları geniş bir işin başında bulunan kimse bunlardan az da olsa yararlanır" diye tanımlıyor. 

atalarımızın asırlarca evvel sarfettiği basit ve derinlik taşıyan bir söz. sanırız ki sözün ortaya çıktığı ilk zamanlar, 'menfaat' denilen kavrama bakış açısının boyutlarını kolaylıkla resmedebiliyor. 

bal tutan birisi, elinde bal artığı kaldıysa onu yalar, ondan nasiplenir; dolayısıyla nimeti zayi etmemiş olur. gayet mantıklı bir denklem. ama gelin görün ki bu sözü büyük bir iç huzurla söyleyebilen atalarımız, bugün yaşamış olsalardı bu sözü ağza almaktan imtina ederdi. çünkü bu kadim atasözü, günümüzde bambaşka bir "menfaat" algısının temelini oluşturuyor. 

bir adam, bir makama gelmişse; eli de biraz bal gördüyse vah halimize. önce o 5 parmağını 5 ahbabına yalatır, onların yalamalarından arta kalan o tükrüklü balımsı artığı da alır, bir 5 ahbabına daha yalatır. sonra gevşek gevşek güler... "-eee, bal tutan parmağını yalar" der. ve bu basit parolayla yaptığı sahtekarlığı meşru kılar. 

ancak asrı sahiplenenler için böyle değildir. asrı sahiplenen bir kişi; o parmağı yalamaz, suyun altına tutar. bal kimden geldiyse gelsin, elde kalan akar gider. suya karışır. kendi elini yıkadığı gibi, birisi parmağını bir başkasına yalatmaya kalkarsa önce telkin eder, sonra ise o parmağı kırar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.