Enformasyon Ve Dezenformasyon


"enformasyon", latince "infor+mation" sözcüğünden peydah olmuş bir kavram. bilgiyi ve bilgileşmeyi ele alır. tdk bu kavrama şöyle bir tanımlama getirmiştir: "1. danışma, tanıtma. 2. haber alma, haber verme, haberleşme."

insan, ilk çağlardan bu yana, bilgiye erişmek için; istekle, merakla ve hatta iç güdüsel bir motivasyonla çaba sarf etmektedir. gözlem yapmak, deney yapmak yahut betimlemek... hepsi bilgiye ulaşımda araç olmuştur. doğadan gözlemlediklerimiz, kitaptan okuduklarımız, büyüklerimizden dinlediklerimiz, bilgiye ulaşmada bazı kaynaklar olmuştur. asırlar boyu süre gelen bilgiye ulaşabilme arzusu, çağımıza doğru enformasyonu oluşturmuştur. 

klasik bilgi edinme araçlarının, çağ itibariyle değişime uğradığı malumunuzdur. internetin hayatımıza girmesiyle birlikte, bilgiye ulaşmak son derece hızlılaştı ve basitleşti. bu hız ve basitleşme, altından kalkamayacağımız devasa bir bilgi kütlesi oluşturdu. bu yazı, bu bilgi kütlesinin "dezenformasyon"a uğramış haliyle ilgilenmektedir. 

bilgi kirliliğini, kültürümüz adına tarihsel manada iki farklı zaman diliminden de örnekleyerek ele almak istiyorum.

birinci tarihsel zaman: islamiyet sonrası, peygamber efendimizin allah'ın katına yükseldikten sonraki süreç ve dört halifenin vefatı sonrası süreç. dini, otorite altında tutan ve fitne ve fesata karşı refleks gösteren peygamberimiz ve halifelerimiz, vahyi ve bilgiyi kontrollü bir şekilde çevrelerine iletmiş ve bilgi kirliliğini kontrol altında tutmuşlardır. ancak onların ahirete intikaliyle birlikte, önü alınamaz büyük bir bilgi cereyanı başlamıştır. kuran'a uymayan, rüyada görülmüş, uydurulmuş, istihare'den çıkarılmış bir yığın bilgi kümesi oluşmuş ve sözlü kültürle hızlıca tüm coğrafyaya yayılmıştır. o dönemlerden bugünlere yansıyan en bariz bilgi kirliliği örnekleri; sahih olmayan hadislerden ve batıla düşmüş dini uygulamalardan çıkmıştır.

bugün bazı sahih olmayan, belirsiz zamanlarda peygamberimize isnat edilen kimi uygulamalar; toplumları ve insanları karşı karşıya getirmiş ve büyük bir zihin bulanıklığı oluşturmuştur. sözlü unsurlarla yayılan bu bilgiler, büyük bir enformasyon kirliliği oluşturmuştur velhasıl "dezenformasyon"u oluşturmuş.

ikinci tarihsel zaman: günümüz... internetle gelen ikinci dalga bilgi kirliliği. buradaki kirliliğin çeşitlerine, örneklerine bakmadan evvel sebebini irdelemekte fayda görüyorum.

toplumumuzun; hazır, emek harcanmadan edinilen, kolay lokma bilgilere ne kadar teveccüh gösterdiğini gözlemlemişsinizdir. işte bu teveccühe mazhar olabilecek, bu tür bilgilerle donanmış bir mecra varsa, o da sosyal medyadır. 

bilgiyi, bu mecraya bıraktığınız anda, ve tezinizi destekler şekilde bir ambalaj, görselle harmanladığınız takdirde, müthiş bir yayım gücü edinebilirsiniz. küçük bir kar tanesinin, nasıl çığa dönüştüğünü görebilirsiniz. dolayısıyla fitneyi tek bir butonla (share/paylaş) kolaylıkla yayabilirsiniz. bu korkutucudur.

bu konuda deneyimlediğim, ciddi boyutlarda ulaşabilirlik yakalamış iki basit örnek vereceğim.




1- volvo ve sağlamlık algısı: iki tane araba görseli. arabanın biri volvo’ya arkadan çarpıyor ve çarpan araba, kağıt gibi eziliyor. volvo ise sapasağlam duruyor. görsel bu. peki, internette milyon kere dönen bu görselin gerçek hayata yansıması nasıl oldu dersiniz?

üniversite kantininde araba konusunda muhabbet eden bir bayan arkadaş grubunun ortasında kaldım. ve ister istemez, muhabbetin içerisinde buldum kendimi. kızın birisi, babasının ona araba hediye edeceğini anlatıyordu. ancak hangi arabayı alacağı konusunda yaşıyordu. başka bir kız da toyota şöyle, opel böyle gibi, sohbete dahil oldu. sonrasında  "kanka, volvo da çok sağlam yaa. bence volvo al." dedi. araba alacak kişi de bu öznel önermeye karşılık, ‘aynen yaa, harbi volvo sağlam araba’ karşılığını verdi.

volvo, basit ama etkileyici bir resimle yayılan bu bilgiden en kazançlı taraf oldu.. istese böyle bir algı yaratamazdı... belki de bizim gördüklerimiz, bir isteğin sonucuydu ve bilinçli bir pr çalışmasıydı. bilemeyiz.. netice itibariyle müthiş bir algı oluşturduğu konusunda hemfikiriz. anlattığım bu durumu, iki-üç farklı yerde, farklı yaş grubunu temsil eden kişilerden de duyduğumu da belirtmek isterim.

2- suriyeliler: sosyal medyada ve reel hayatta, en çok dezenformasyona maruz kalmış konudur... 

en sık duyduklarım:
• istedikleri üniversitelere girebiliyorlar.
• suriyelilere ücretsiz ev veriliyor.
• suriyelilerin bankada kuyruğa girme zorunlulukları yok. vs.vs

"istedikleri üniversitelere girebiliyorlar." düşüncesinin yanlışlığına şöyle bir kanıt varken: (https://teyit.org/suriyeliler-universiteye-kosulsuz-sinavsiz-girebiliyor-iddiasi/) milyonlarca insanın, yanlış bilgilenmeye sığınarak kalp kırması ne kadar kabul edilebilirdir?

durum çok vahim. bilgiye ve bilgi yayılımına "enformasyona" titizlikle yaklaşmamız gerekir. her türlü bilgiyi; belgelendirmemiz, dayanaklandırmamız gerekir. aksi takdirde fitnenin, fesatın, dezenformasyonun önünü alamayız. kirli bilgiden kaçalım. bilgiye karşı şüpheci ve temkinli yaklaşalım. çünkü bilimsellik, dayanaklandırmayı ve şüpheci yaklaşmayı öğütler...

son olarak umut verici bir projeden bahsetmek istiyorum. ismi, teyit.org. bilgi kirliliğiyle kıyasıya mücadele veren bir internet projesi. yansız bir şekilde, yüzlerce yaygın haberin doğruluğunu yahut yanlışlığını teyit ediyor... 

kendi ifadeleriyle:


"istasyon tedu sosyal inovasyon merkezi içinde geliştirmekte olduğumuz teyit.org çalışması birincil haber kaynağı olarak interneti kullanan yurttaşların ve sivil toplum örgütlerinin çevrimiçi platformlarda doğru bilgiye ulaşmasını sağlamak, eleştirel düşünme alışkanlığını ve doğru bilgiye ulaşma bilincini kazandırmayı amaçlıyor."

son olarak belirtmeden edemeyeceğim, bu anlamda devletin ayıbı büyüktür. "basın yayın ve enformasyon genel müdürlüğü"gibi bir kurum açacaksın. ancak faaliyetlerin teyit.org kadar, sahici ve çözüm odaklı olmayacak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.