Cahit Zarifoğlu'nun Vefaatı Üzerine...




Haziranların bilmem kaçıncısı...
Ölümlerin, gidişlerin…
Şiirlerin söylenmemişleri…
Yakarışların en sessizleri, belki en tesirlileri…
Maraş, Ankara, İstanbul, Akabe,
Yemen, Afganistan ve  tüm balkanlar.
Tüm Müslüman şehirleri…
Türküsünü unutmuş tüm şehirleri…
Toprak boyunca uzanmış
Bir şair, boylu boyunca...
Nasıl yazacak?

Toprakla hemhal olmuşsun,
Sesin ölü kuşlar,
Mısraların kulağıma çalan rüzgâr.
Ne garip görmeden duymak seni;
Duyarak bilmek seni?

Sen topraktayken kaç sabah güneş doğdu buralara.
Kaç kere uğuldadı kör baykuşlar Küplüce'de?
Granitte kaç kere bekledi adın?
Kaç yabancı adımladı bu sokakları?
Kaç kere çığlıklarla deşildi mezar?
Duymaya geldik:

"Seçkin bir kimse değilim 
ismimin baş harfleri acz tutuyor 
Bağışlamanı dilerim 

Sana zorsa bırak yanayım 
Kolaysa esirgeme 

Hayat bir boş rüyaymış 
Geçen ibadetler özürlü 
Eski günahlar dipdiri "

Gayrısına dilimiz varmaz Cahit ağabey…

AHH, Cahit Ağabey… Kaç haziran geçti, gitti.
Kaç şiir okundu, kaç kalem tükendi kağıtlarda…
Sen şimdi bembeyaz diyarlarda
Kavuşmuşsundur esas şiirine...
Bizden ona selam olsun.

Var olasın, varlıkla hemhal olasın.
Dua olsun "sonsuz gidişine"...

Dertler bize, kavga bize, yalnızlık bize....
"Koşunuz ak saçlı bulutlar"
"Kelimeyi çatlatan" o ölümü için
Cahit ağabeye…

07.09.2017 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.