Otomatik Kalpler











İnsanlık kaçıncı sürüm?

Yalnızlığın ayakta alkışlandığı bu yüzyılda teknoloji ile aramızdan su sızmıyor. Görünen o ki hayatımızı kolaylaştırıp ruhumuzun patentini de almış. Birey iradesi ego, kibir, teknoloji ile yakından ilgili. Yönetebildiğimiz yapaylığın peşinde olup aidiyetliğin yerini karıştırdık. İlginin sermayeye dönüşmekte olduğu çağda, yapmacıklaşmayı metalaştırılarak ilginin ve sevginin  sunumunu yeniden sindiriyoruz.

Yakında kimse evden dışarı çıkmayacak boş zamanla birlikte otomatik kalpler bireylerin dili olacaktır. Evde oturup dönem filmlerini büyük heyecanla tüketip kaybettiğimiz samimiyeti samimiyetsizlikle anmaya başladık bile… Bu denli hızla değişen teknolojiye ayak uydurmaya azimle direnen insanoğlu bu yazının neresinde? Tabii ki ötesinde. Biraz geriye dönüp baktığımızda, toplum sosyolojisinin büyük kuramcılarının sayesinde; aslı reddederek -mış gibi yaşamda asılı kalan, ‘yalnız’ günümüz toplumunu net ifadelerle geçmişten bugüne evriliş serüvenini görebilmekteyiz. Ötekileşerek yasalaştırdığımız yalnızlığımıza gönülden bağlandık. Nitekim tarım toplumunun insan, birlik kokan hallerini sanayi sonrası makine arkadaşlığına bıraktığımızdan beridir bu yalnızlığımız.  Şu halimiz doktorların tıbbi çalışmalarına cevap verecek durumda değil, olayın bir adım dışında yani sosyo-psiko çizgisinde ilerliyor. Mahremiyeti aştık aşalı kendimizi başkalarına karşı sorumlu kıldık, sosyal medya hesapları başında bekleyen milyonlarca kullanıcı için aklımızı fikrimiz paraladık. Estetik algısını tam manasıyla manipüle ederek bireysel zevklere dönüştürdük. Değer kavramını söndürmeye çalışarak naylon hayatların ışıklarını yaktık. Yanlışlıkla fazlaca bir birimize yaklaştık…

İnsanın toprakla ilişkisinin yok ederek doğanın armağanı olan sakinlik, sabır, ve huzuru kaybettik. Bu önemli kavramları vidalarla sıkıştırılmış metal yığınlarından bekler olduk. Sanayi toplumunun geride bıraktığı bilgi toplumu da artık sırasını otomatik kalpler sürümüyle kullanıcıları telaşeli bir halde meşgul ediyor…Peki ya insanlık kaçıncı sürüm?



Hilal ATASERT

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum yaparak içeriğe katkıda bulunabilirsiniz.